kullanılabilirlik etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
kullanılabilirlik etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

E-ticaret Siteleri ve Üye Kayıt Formları

30 Ocak 2008 Çarşamba

Okuduğum bir makale üzerine şu sıralar yakından ilgilendiğim e-ticaret sitelerine farklı bir açıdan bakma fırsatı yakaladım.

Başarılı bir dönüşüm oranı yakalamanın en önemli unsurlarından biri üye kayıt sayfalarında bulunan formların kullanılabilirliği. Buradan yola çıkarak Türkiye’de 20 farklı e-ticaret sitesinin üye kayıt sayfalarını inceledim ve kayıt formlarında istenilen bilgiler ve bunların sitelerde bulunma oranları şu şekilde:

Eposta - 100%
Şifre - 100%
Ad Soyad - 95%
Şifre Doğrulama - 95%
Telefon - 85%
Doğum Tarihi - 80%
Cinsiyet - 70%
Bülten Kayıt Talebi - 55%
Adres - 40%
Kişisel Bilgiler (eğitim, ilgi alanları, vs) - 35%
TC Kimlik No - 30%
Kullanıcı Adı - 25%
Eposta Doğrulama - 20%
Şehir (adres istemeden) - 20%
Sitemizi Nereden Duydunuz - 15%
Güvenlik Sorusu - 10%
Koşullar - 5%
Medeni Hal - 5%
Captcha - 0%

Eposta ve şifre haricinde 20 sitenin hepsinde istenilen ortak bir bilgi yokken ad soyad ve şifre doğrulama alanlarından sonra en çok talep edilen bilgi telefon numarası. Ortalamaya bakarsak bir e-ticaret sitesine kayıt yaptırırken büyük çoğunluğu metin olarak 9 farklı form alanını doldurmak gerekiyor.

Özellikle ilk defa girilen bir sitede bu kadar çok bilgiyi paylaşmak, metni yazmak ve zaman harcamak çok sayıda müşterinin kayıt sayfasından çıkış yapmasına neden olacağı neredeyse kesin.

İlk kayıt sayfalarını olabildiğince kısa ve öz tutmak, istenilen bilgilerin gerekliliğini ve ne işe yarayacağını açık şekilde belirtmek, gerekirse bazı bilgileri kayıt sonrasında veya ilk sipariş sırasında talep etmek dönüşüm oranlarının artmasında faydalı olacaktır.

Geçmişten Günümüze Web Sitelerinin Kullanılabilirliği

13 Haziran 2007 Çarşamba

Bir web sitesi için kullanıcı deneyimi açısından en önemli etkenlerden biri kesinlikle kullanılabilirliğinin yüksek olması. Bu konuda çok sayıda çalışmaya ve bu çalışmaların sonuçlarından oluşturulmuş rehberlere ulaşmak mümkün.

Bu konuda önde gelen uzmanlardan biri olan Jakop Nielsen’in ilginç bir yazısı elime geçti. İlk olarak 1994 yılında sadece 5 site ve 3 kullanıcıyla başlayan bir çalışmanın sonuçları, 1997’de yayınlanan bir karşılaştırma, 2000 yılında yayınlanan “Designing Web Usability: The Practice of Simplicity” adlı kitap ve 2006 yılında basılan “Prioritizing Web Usability” adlı kitaba kadar geçen süre içerisinde gelişen web teknolojileri ve kullanıcı alışkanlıkları bazında zamana karşı değerlendiriliyor.

İlk çalışmalarda elde edilen sonuçlardan kullanılabilirlik derecesini negatif etkileyen etkenlerden, 2006 yılında hangilerinin etkisini yitirdiği incelenmiş ve bunun nedenleri araştırılmış.

Çıkan sonuç şu şekilde:


  • Etkenlerin yarısından daha fazlası halen etkisini 14 yıl önce olduğu gibi sürdürüyor
  • Gelişen teknoloji asıl kullanılabilirlik sorunlarının yalnızca %10 kadarına çözüm getirebilmiş.
  • Kullanıcılar arayüzlere başarıyla uyum sağlayarak, eskiden kullanılabilirliği etkileyen birçok etkeni artık bir sorun olarak görmüyorlar.
  • Tasarımcılar, prensipte halen bir sorun olan bazı sayfa öğelerini başarıyla gizleyerek ve kullanıcılara daha basit formlarda sunarak, kullanıcı gözünde kullanılabilirlik üzerindeki etkilerini düşürebiliyorlar.

90’lı yıllarda kullanılabilirlik konusunda hazırlanan rehberler günümüzde hala %80 oranında geçerliliğini koruyor.

İnternetin neredeyse ilk tasarlanan sayfaları ve ilk kullanıcıları o günlerde hangi kullanılabilirlik sorunlarıyla uğraştılarsa, aynı sorunlar ve aynı kurallar günümüzde de geçerli ve muhtemelen gelecekte de geçerli olacak.

Sonuç olarak geçmişten ders alma kuralı belki de dünyanın en hızlı gelişen teknolojilerinden biri olan İnternet için de geçerli. İnternet ne kadar hızlı gelişirse gelişsin, kullanıcılar olan bizlerin beklentileri sanırım çok fazla değişmiyor.

Not: Jakop Nielsen’in yazısını bana ilettiği için Çağatay Kıyıcı’ya teşekkürler.