girişim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
girişim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

E-ticaret sektöründe yatırım yapmak (ya da yapmamak)

25 Mart 2008 Salı

Türkiye’de e-ticaret hacmi Bankalararası Kart Merkezi raporlarına göre 2007 yılında %150 büyüme göstererek 5.5 milyar YTL’yi geçmiş. Alışveriş hacmi her yıl ikiye üçe katlanarak büyürken e-ticaret sektörünün büyümesi ise malesef aynı hızda olmuyor.

İnternette daha çok ve daha çeşitli e-ticaret girişimleri görmeyi beklerken birkaç büyük sitenin sektörde tekelleşmesi ve bunlarla rekabet etme amacıyla ortaya çıkan ve birbirinden elle tutulur hiçbir farkı olmadığı için rekabeti fiyata taşımak dışında bir etki yaratamayan küçük oyuncular dışında bir gelişme gözlemleyemiyoruz.

Farklılaşmayı becerebilen çok az sayıda girişim ise ya altivi gibi alışverişten daha çok bir şans oyunu ya da her gün tek ürün satan bendeistiyorum ve indragandi tarzında ihtiyaçlarınızı gidermekten çok fırsat ürünlerini değerlendirmek üzerine kurulu. İstediğiniz ürünü, istediğiniz zaman alabileceğiniz ancak e-ticaret modeli olarak fark yaratabilen bir girişim şu an için yok.

Yeni bir oyuncunun bu çetin ve oldukça dengesiz sektörde büyümesi veya en azından ayakta kalabilmesi için nelere dikkat etmesi gerekiyor?

İlk olarak akılda tutulması gereken önemli bir konu online alışverişin en büyük rakibinin diğer e-ticaret sitelerinin değil, geleneksel offline alışveriş olması.

Geleneksel alışverişin ürünü çıplak gözle görme, fiziksel temas ve inceleme ve belki de en önemlisi hemen teslimat gibi avantajları halen online alışverişin ikincil alternatif olarak görülmesine sebep oluyor.

İnternette ise mevcut modellerden belirgin bir fark yaratamayan e-ticaret denemeleri için en ciddi tehdit, müşterileri tanıdıkları ve güvendikleri büyük sitelerden ayıramamaları.

Bu iki büyük engeli aşmanın yolu ise şu soruya tatmin edici bir yanıt bulabilmek:

“Neden müşteriler benim sitemden alışveriş yapmalı? Neden bir mağazaya gitmek veya diğer büyük, tanınan ve güvenilir e-ticaret siteleri yerine benim sitemi tercih etmeli?”

Bu sorulara mantıklı ve elle tutulur bir yanıt bulunamadığı sürece yeni bir e-ticaret girişiminin bu ortamda barınabilmesi çok da kolay görünmüyor.

Ülkemizde e-ticaretin farklı modeller ve girişimler açısından halen son derece bakir olduğunu düşünüyorum ve bu alanda daha parlayacak bir çok yıldız bizi bekliyor.

Büyürken küçük kalmak

02 Mart 2007 Cuma

Genellikle bir işe girişirken hepimiz bulunduğumuz sektörün en büyüğü olma hayalini kurarız ama en büyük olmak hatta büyük olmak her zaman iyi midir?

Girişimler büyüdükçe biraz büyülerini kaybediyorlar. Çok büyük firmaların çıkardığı birçok servisin yeterli ilgiyi görmediğini, hedeflediği noktalara ulaşamadığını sıklıkla görüyoruz.

Bu girişimlere ayrılan büyük bütçeler ve çok geniş tanıtım olanakları çoğu zaman başarılı olmak için yeterli olmuyor.

Başarısızlığın nedenlerini ortaya koymak için önce küçük servislerin nasıl daha büyük başarı yakaladıklarını incelemek gerekiyor.

Küçük bir girişim, genel olarak küçük ama birbirine daha sıkı bağlı bir ekip tarafından ortaya konuluyor. Bu ekip ortaya koydukları işe büyük bir tutkuyla bağlı oluyor ve yaptıkları işin en iyisi olması konusunda büyük özen ve özveri gösterebiliyorlar.

Girişimcilerin işlerine tutkuyla bağlı olmaları, aynı tutkuyu kullanıcıların da paylaşmasına yol açıyor. Bu kullanıcılar, önce servisi sahipleniyorlar daha sonra da çok etkili viral pazarlama dalgaları yaratarak girişimin büyümesini sağlıyorlar.

İşte bu noktada büyürken, küçük gibi davranmaya devam edebilenler, başarılarını sürdürebiliyorlar. Başarılı olduğunu düşündüğümüz, bugün çok büyük hale gelen girişimlere baktığımızda, küçükken nasıllarsa büyüyünce de aynı çizgi ve konsepti korumayı başarmış olduklarını fark edebilirsiniz.

Peki bunu nasıl başarabiliriz? Birinci olarak hedefimiz en büyük olmak değil en iyi olmak olmalıdır. İnsanlar her zaman en büyük olanı değil en iyi olanı tercih edeceklerdir.

Büyümekte de olsanız, çoktan büyümüş de olsanız, mutlaka işinizi küçükken olduğu kadar sevmeli ve heyecanla bağlı olmalısınız. Hiçbir kullanıcı işinize sizden daha büyük bir heyecanla yaklaşmaz.

Aynı heyecanı çalışanlarınızla da paylaşmanız gerekiyor. Büyük şirketlerin başarısız girişimlerinin nedeni genelde işe tutkuyla bağlı olmayan çalışanlardan kaynaklanmakta. Bir çalışanın işini kitabına uygun olarak ve teknik olarak hatasız yapması yeterli midir? Eğer işinize gerçekten tutkuyla bağlı kullanıcılarınız olmasını istiyorsanız, bu kullanıcılardan çok daha tutkulu çalışanlara ihtiyacınız var demektir.

Sonuç olarak başarılı olduğunuzda büyürsünüz ama bu büyüdükçe başarınızı koruyacağınız anlamına gelmiyor. Başarı, büyüdükçe küçük kalmayı başarabilmekten geçiyor...

Web 2.0 ve Değer Yaratmak

08 Ocak 2007 Pazartesi

İnternet her geçen gün gelişerek hayatımızda daha büyük bir yer kaplarken, birçok yeni girişimle birlikte daha çok web 2.0 servisi karşımıza çıkıyor.

Her servis teorik olarak kullanıcıları için bir katma değer yaratma amacıyla yola çıkmakta ve sunduğu hizmetin başarısı oranında da kabul görmektedir.

Eskidostuz.biz’e baktığımız zaman, sunduğumuz hizmet kullanıcılarımızı izini kaybettikleri eski dostlarıyla buluşturmak. Bu hizmetten faydalanırken, tüm kullanıcılar eskidostuz.biz ailesine katılarak, sosyal bir ağın bir parçası olmakta ve bu ağ kapsamında profiller, bloglar, gruplar gibi ek hizmetler sayesinde kendilerini ifade edebilme ve başta eski dostları olmak üzere, ortak geçmiş veya ilgi alanı bulunan diğer kullanıcılarla iletişim kurabilmekteler.

Eskidostuz.biz’e değer katan yazılımı, teknik altyapısı veya alan adı mıdır? Hayır! Eskidostuz.biz’e değer katan kesinlikle kullanıcılarıdır. Yeni kaydolan her üye, yaratılan her profil, yazılan her blog, açılan her grup ve en önemlisi bulunan eski dostlara atılan her mesaj, eskidostuz.biz’in değerini arttırmaktadır.

Aynı yazılımı, hatta daha iyisini yazmak mümkün, aynı hizmet alt yapısını sağlamak mümkün ama kullanıcıların kendi oluşturdukları sosyal ruhu sağlamak imkansız. Onun için her başarılı web 2.0 girişimi aslen eşsiz bir yapı oluşturmakta ve gerçek bir fark yaratmayan klonlarının hayatta kalma şansı neredeyse bulunmamaktadır.

Web 2.0 ve Türkiye Fırsatları Semineri

16 Aralık 2006 Cumartesi




Bugün Genç Girişimciler Kulübü tarafından düzenlenen ve webrazzi sitesinden hepimizin tanıdığı ve yazılarını dikkatle takip ettiğimiz Arda Kutsal’ın konuşmacı olarak bulunduğu Web 2.0 ve Türkiye Fırsatları seminerine katıldım.

Genel olarak oldukça sıcak bir ortamda geçen seminerin herkes için oldukça faydalı geçtiğine inanıyorum.

Önce web 2.0’ın tanımı ile başlayan seminer, Türkiye’de başarılı olmuş web 2.0 girişimleri ve bunların değerleri üzerine hoş bir sohbetle devam etti.

Bu bölümde seminerde dinleyici olarak bulunan Nokta A.Ş. yetkililerinden, İzlesene sitesinin kendileri tarafından satın alındığını öğrendik. Bu gelişmenin her iki tarafa ve özellikle de İzlesene kullanıcılarına hayırlı olmasını dilerim.

Daha sonra benim kişisel olarak en çok ilgimi çeken kısım olan risk yatırımcılarının web girişimlerine bakış açısından ve yatırımcıların beklentilerinden bahsedildi.

Türkiye’de mevcut fırsatlarla ilgi tartışma sonrasında seminer sona erdi.

Son derece bilgilendirici olmanın yanı sıra hızlı ve eğlenceli geçen seminer, Arda Kutsal’ın 2.0 alışkanlığından olsa gerek dinleyicilerle oldukça etkileşimli bir şekilde sürdü.

Benim en beğendim yer ise örnek olarak eskidostuz.biz’den bahsedilen bölüm oldu :)

Bu seminer için Genç Girişimciler Kulübü ve Arda Kutsal’a çok teşekkürler.

Hangi İş Fikirleri?

13 Aralık 2006 Çarşamba

İyi iş fikirleri genelde insanların kendilerinin veya çevrelerinin o anda ki ihtiyaçlarının karşılanması yönünde akla gelen çözümlerden ortaya çıkmaktadır. Buradan yola çıkarak, iyi iş fikirleri ve başarılı girişimlerin ihtiyaçları karşılamaya yönelik olduklarını söyleyebiliriz.

İnsanların yeni ihtiyaçları hiç bitmeyeceğine göre ve yeni girişimlerin sonunun hiç gelmeyeceği kesindir. Ancak bunlardan bir kısmı büyük başarılar sağlayıp yatırımcılarını geleceğe taşırken, diğerleri ya yıllarca olduğu yerde sayacak ya da hayatını tüketip yok olacaktır.

Peki, bir girişimin başarılı olmasının kesin bir yolu var mıdır? Bir iş fikrinin iyi olup olmadığını anlamanın basit bir yolu var mıdır?

Bu konuda girişimcilikle ilgili bulabileceğiniz on binlerce kitap, makale, internet sitesi veya eğitimler hep aynı şeylerden bahsetmektedir.

Pazarı, ürünü, rakipleri içeren iyi bir ön araştırma, bu araştırmanın sonuçlarına dayanan iyi bir fizibilite çalışması, tüm bunlara daha geniş bir perspektifle bakılarak hazırlanmış eksiksiz bir iş planı, planı uygulamak için gerekli kaynak ve en önemlisi başarıya olan inancın bulunması bir işin başarıya ulaşması için mutlaka bulunması gereken etkenlerdir.

Bunlara ek olarak şans faktörünü de göz ardı etmemek gerekir, iyi şans işinizin hızlı şekilde ilerlemesine yardımcı olurken, şanssızlıklar önceden alınacak önlemlerle bertaraf edilebilir.

Tüm bunlar iş fikrinizi başarıya ulaştırmak için yeterli olmasa bile sizi başarılı olması mümkün olmayan bir fikre yatırım yapmaktan kurtarabilir.

Üzerinde çalışmaya değecek bir iş fikri nasıl olmalıdır? İyi bir iş fikri yenilikçi olmalıdır. Yeni olmak zorunda değildir ama yenilikçi olmak zorundadır.

Kuracağımız iş daha önce denenmiş olabilir. Eğer önceki deneme veya denemeler başarısız olmuşsa girişimci kendine şu soruyu sormalıdır: “Benim işimin daha önce başarısız olan girişimlerden farkı ne olacak ki bu sefer başarı yakalansın?”. Eğer aynı işi yapan başarılı olmuş başka girişimler bulunuyorsa soru şu şekilde olmalıdır: “Benim yarattığım fark ne olacak ki müşteriler hali hazırda başarılı olmuş bir iş varken beni tercih etsin?”. Eğer bu sorulara tatmin edici cevaplar verilebiliyorsa o iş fikri için zaman, emek ve para harcamaya değer.

Kuracağınız iş daha önce denenmemiş ise sormanız gereken sorular daha farklı olacaktır. Elinizde örnek olmadığı için bazı öngörüleri yapmak zor olacaktır, fikrin, hizmetin, ürünün lansman aşaması daha zorlu olacaktır, pazarlamada konumlandırma ve promosyon aşamaları sizi biraz daha zorlayabilir ancak tüm bu zorlukların karşısında en azından bir süre karşınızda rakibin bulunmayacak olması, pazarın kaymağının yenmesi aşamasını kaçırmamanız ve o işi ilk yapmanın tüm avantajlarına sahip olmanız sizi başarıya yakınlaştıracaktır.

Başarılı bir girişim, iyi bir bir iş fikri, iyi bir planlama ve çok çalışmaya bağlıdır. Başarılı olanlar ne ilk, ne de en büyük olanlardır, başarılı olanlar hep en iyi olanlardır.

Not: Türkiye’de girişimcilikle ilgili son derece ayrıntılı ve faydalı bir çok biligiyi KOSGEB Girişimciliği Geliştirme Merkezi’nin web sitesinde bulabilirsiniz. Özellikle yayınlar kısmının, yeni girişimcilere çok faydalı olacağına inanıyorum.

Türkiye'de web girişimleri

08 Aralık 2006 Cuma

Günümüzde ülkemizde özellikle geniş bant internet kullanımının hızla yaygınlaşması ve ucuzlaşması, web yatırımlarını çok daha çekici hale getirdi.

Özellikle bir önceki yazımda bahsettiğim Amerika kaynaklı başarı hikayeleri ve bu hikayelerde bahsedilen milyar dolarları aşan kazanç miktarları iştahları daha da kabarttı.

İnternetin ülkemizdeki ilk yıllarından beri, tüm dünya da olduğu gibi Türkiye’ de de birçok web girişimi gerçekleşti ve bunlardan, günümüzde hepimizin adlarını bildiği ve çoğumuzun müşterileri olduğu birçok şirket gözle görülür başarılar elde ettiler. Aynı zamanda, çok büyük yatırıma ve desteğe sahip olan bazı girişimler ise maalesef ciddi hüsranlar yaşadı.

Bu yazıda başarılı ya da başarısız olan girişimlerin özelliklerinden ziyade yeni bir projeye ya da proje fikrine sahip kişileri nelerin beklediğinden bahsetmek istiyorum.


Garajlarda amatör gençler tarafından kurulan ve çok kısa süre de piyasa değerleri milyarlarca dolara ulaşan onlarca örnek duyduk ve bunlara gıpta ettik. Ancak bu girişimlerin hangi koşullarda başarıyı yakaladıklarını ve bu büyük kazançları nasıl elde ettikleri konusunda yeterli bilgiye sahip miyiz?

Birincisi internet yatırımları gerçekten sermayesiz veya çok küçük sermayelerle kurulamıyor. Kuracağınız işin kapsamı ve büyüklüğüne göre yazılım, altyapı gibi kuruluş sermayesinin yanı sıra işgücü, organizasyon, gerekliyse tedarik ve en önemlisi pazarlama için ihtiyaç duyulan işletme sermayesinin eksikliği, girişiminizin daha baştan başarısız olmasına yol açabilir.

Bir internet girişiminde iş fikrinden sonra gelen en önemli konu bence kullanılacak web sitesinin sağlam, kullanımı kolay, güvenilir bir yazılımı ve tasarımı olması ve yayın için gerekli altyapının (sunucular, bağlantılar) sunulan hizmeti kaldırabilecek güçte ve hızda olmasıdır. Bunların hepsi teknik konular olduğu için maliyeti genelde yüksek olmaktadır.

Bu yüksek maliyet birçok internet girişiminin teknik kökenli girişimciler tarafından gerçekleştirilmesine neden olmaktadır. Teknik kökenli kişiler yazılım ve altyapı ihtiyaçlarını özkaynaklarından karşılama şansına sahip oldukları için gider seviyesini çok düşük tutabilmektedirler.

Aslında bu durum çok sayıda girişimin başarısızlıkla sonuçlanmasının da ana sebebini oluşturmaktadır. Girişimciliğin önemli unsurlarından olan organizasyon ve yönetim becerilerinin yanı sıra, başarının en önemli etkenlerinden biri olan iyi bir pazarlama anlayışı da bir çok bilişim uzmanında bulunmamakta ya da bu kişiler bu konuda dış kaynak kullanımından kaçınmaktadırlar. Zaten bu yeteneklere sahip olanları bir şekilde başarılı olarak ön plana çıkmaktadırlar.

Diğer taraftan Amerika’da garajlarda kurulan başarılı girişimler çok ciddi inkübasyon desteklerini büyük rahatlıkla bulabilmektedirler. Tedarik ettikleri melek yatırımlar ve daha sonra risk sermayelerinin miktarı onlarca milyon doları aşmaktadır.

Ülkemizde bu şekilde bir yatırım anlayışı gelişmediği için birçok parlak fikir hiç hayata geçirilemeden rafa kaldırılmaktadır.

Türkiye de inkübasyon sistemleri konusunun ayrıntılarına daha sonraki yazılarımda değineceğim.

Yine duyduğumuz başarı hikayelerinde şirketlerin değerlerinin kısa sürede milyarlarca dolara ulaştığını görüyoruz. Peki kendi girişimlerimiz için bu söz konusu olabilir mi?

Bu sorunun cevabı için öncelikle bu örnek girişimlerin bu gelirleri nerelerden sağladığını bilmemiz gerekir. Bu şirketlerin büyük çoğunluğu yatırımcılarına asıl geliri halka arz aşamalarında kazandırmış hatta büyük kısmı faaliyet geliri elde etme konusunda başarılı bile olamamıştır. Bu konuda e-bay kar edebilen sayılı web yatırımlarından biri olması ile ünlüdür.

Yine sermaye piyasaları ve halka arz süreçlerinin farklılıklarından dolayı ülkemizde her türlü web yatırımı faaliyet geliri haricinde bir kazanç elde edememektedir. Hisse satışları ise genelde piyasaya hakim birkaç büyük firmaya girişimin tamamının devri şeklinde gerçekleşmektedir.

Tüm bu şartlar altında küçük çaplı bir web yatırımının başarı sağlayabilmesi ya kısa bir başa baş noktasına ulaşma süresi ya da girişimi ayakta tutabilecek faaliyet geliri elde edene kadar yeterli olacak sağlam bir sermaye yapısı gerekmektedir.

Genel olarak internete yatırım yapmayı planlayan girişimcinin ülkemizde göz önünde bulundurması gereken bazı önemli noktalardan bahsettim. Kulağa biraz karamsar gibi gelsede bu problemlerin çözümleriyle ilgili deneyim ve görüşlerimi paylaşmaya devam edeceğim.

Web girişimlerinin gelişimi

07 Aralık 2006 Perşembe

1990’lı yıllarda internetin ortaya çıkışı ve hızla yaygınlaşmasıyla, bu yeni teknolojinin tartışmasız lideri olan Amerika’da binlerce insan bu yeni ortamda para kazanılabileceğini düşündü ve farklı girişimleri hayata geçirdiler.

Bunlardan yahoo, amazon, ebay gibi bazıları o kadar başarılı oldu ki, dünyanın en büyük şirketleri arasında yerlerini aldılar. Bu hızlı yakalanan başarılar bir internet girişimi çılgınlığını tetikledi.

Oluşan ekonomiye yeni ekonomi, sanal ekonomi gibi isimler verildi ve artık hiçbir iş sürecinin eskisi gibi olamayacağı konusunda makaleler yazılmaya başladı.

Bu yeni ekonomi 2001-2002 yıllarında Amerika’da internet şirketlerinin beklenen kar oranlarına erişememeleri, maliyetlerinin hızla artması sonucu büyük zararlar yaşamaları ve hepsinin bir sonucu borsa değerlerinin hızla düşüşü sonucu ilk krizini yaşadı ve bu krizden az sayıda iyi organize olmuş şirket ayakta çıkabildi.

Yeni ekonomiyle ilgili yazıların yerini internetin bir balon, gelip geçici bir moda olduğuyla ilgili, yazılar ve görüşler aldı.

Bu kriz internetin gelişmesini durduramadığı gibi daha az sayıda ama daha kaliteli girişimlerin ortaya çıkmasına yol açarak şirket değerlerinin daha da artmasını sağladı.

İnternet girişimleri tarihinde yüz binlerce başarısız yatırımın yanında az sayıda ancak öylesine parlak başarı hikayeleri ortaya çıktı ki hiç bir kriz, hiçbir başarısızlık web’in ışık hızında gelişmesini engelleyemedi.

Günümüzde bilişim sektörü, özellikle e-iş süreçleri sayesinde petrol, silah, enerji gibi dünyayı yöneten endüstrileri geçmekte ve geleceğin lideri olma yolunda ilerlemektedir.

Genel olarak baktığımızda son derece olumlu bir tablo oluşturmasına rağmen bu internet girişimi tarihi dikkatinizi çektiyse Amerika’da geçmektedir.

Ülkemizdeki gelişimle ilgili bilgi ve görüşlerimi bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.