DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

23 Aralık 2008 Salı

On 14:24 by Murat Kahraman in , , ,    No comments

View SlideShare presentation or Upload your own. (tags: music games)

15 Aralık 2008 Pazartesi

On 16:05 by Murat Kahraman in ,    1 comment
2009 yılı pazarlama yöneticileri açısından çok kolay geçmeyecek. Önümüzdeki yılın bütçelerinin hazırlandığı bugünlerde şirketlerin genel gider kısıntılarında önemli bir kalemi de pazarlama bütçeleri oluşturuyor.

Hepimiz John Wanamaker’ın ünlü sözünü biliriz: “Reklamlara harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor. Sorun hangi yarısının boşa gittiğini bilmemem”. Bütçeler daraldıkça bu boşa giden yarının hangisi olduğuyla ilgili daha çok kafa yormamız gerekiyor. Reklam yatırımlarının geri dönüş oranları, müşteri/satış başına maliyetler gibi parametreler bu zorlu dönemlerde normalde olduğundan çok daha büyük önem taşıyor.

İnternetin diğer mecralara göre en büyük avantajı olan ölçülebilirlik bu noktada ön plana çıkıyor. Diğer tüm mecraların aksine internet reklamverenlere kampanya etkinliklerini eşzamanlı ölçebilme böylece kampanyanın ilerleyişine kampanyanın başarısını izleyerek anında müdahale edebilme ve kampanya geri dönüşlerini kaynaklarıyla beraber, yani müşterinin hangi sitede yayınlanan reklamdan yönlendirildiğini ölçümleyebilme gibi olanaklar sağlıyor.

Bu ölçülebilirliği, internet mecralarının yüksek hedefleme yeteneği ve sınırsız uygulama kapasitesi ile birleştirerek günümüzün en yüksek yatırım geri dönüş oranı sağlayan mecrasının internet olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Başka bir deyişle internet sayesinde artık reklam harcamalarımızın boşa giden yarısının hangisi olduğunu bilebiliyoruz.

13 Kasım 2008 Perşembe

On 13:41 by Murat Kahraman in , ,    3 comments




12 Kasım 2008 Çarşamba

On 22:01 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Google Analytics’e yeni eklenen özelliklerden biri Advanced Segments. Ne işe yarar diye sorarsanız ziyaretçileriniz arasından bir segment belirlemenize ve tüm raporları sadece bu segment için çalıştırmanıza olanak veriyor.

Esnek yapısı sayesinde çok farklı segmentasyonlara izin veren sistem aynı zamanda geçmiş tarihli raporlara uygulanabilmesi açısında da oldukça faydalı olacağa benziyor.

Peki nasıl kullanıyor? Bir örnek üzerinden ilerlersek, sitemize sadece Frienfeed üzerinden gelen kullanıcılardan oluşan bir segment oluşturalım.

1. İlk adım olarak sol sütunda “Settings” bölümünde bulunan “Advanced Segments” butonuna tıklıyoruz.


2. Açılan “Manage Advanced Segments” sayfasından tüm segmentleri yönetmek mümkün. Burada Google tarafından hali hazırda sunulan segmentler “Default Segments” adı altında listelenirken kendi oluşturduğunuz segmentler ise “Custom Segments” olarak sıralanıyor. Yeni bir segment oluşturmak için sol üstte bulunan “Create new custom segment” linkine tıklıyoruz.


3. Burada bir veya daha fazla boyut (dimension) veya metrik (metric) kullanarak istediğimiz segmenti oluşturuyoruz. Amacımız sadece Friendfeed üzerinden gelen kullanıcıları ölçmek olduğu için “Source” boyutunu alıp, durum olarak “contains” (içerir) ve değer olarak da “friendfeed.com”u seçiyoruz.

Bu aşamada çok sayıda farklı boyut, metrik ve bunların “ve/veya” kombinasyonları sayesinde ihtiyaç duyabileceğimiz çok farklı segmentler yaratmamız münkün.

4. “Test segment” butonu ile yeni segmentimizi test ettikten sonra bir isim vererek (bu örnekte “ff visits”) kaydediyoruz.


5. Artık rapor sayfalarımızın sol üst bölümünde göreceğimiz “Advanced Segments” seçeneğinden her rapor için hazır veya kendi yarattığımız segmentlerden birini seçebilir veya birkaçını karşılaştırabiliriz.


On 12:09 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Geçen hafta Cuma günü CNBC-e ve e2 olarak sponsor olduğumuz Mediacat Marketing Forum’a katılma şansım oldu. Hemen çok hızlı olarak (!) bu etkinlik hakkında yazmak istedim.

Günün ilk konusu Punk marketing oldu. Faydalı bir manifestosu ve kendime yakın bulduğum bir bakış açısı var. Kitaplarıyla ilgili bilgiyi buradan bulabilirsiniz, yaptıkları sunum ise burada ;)
Punk Marketing - Medicat Marketing Forum Istanbul



İkinci konu olan Fonfüllü marketing oturumunda ise Hulusi Derici pazarlama basittir diye başladı ve gerçekten basit ve net ama oldukça eğlenceli bir sunumla devam etti. Merak edenlere söylemek gerek, evet fonfüllü marketing sadece bir espri, yok fonfüllü diye birşey.

Guerilla marketing konusunda Rethink ajansının kurucusu Ian Grais ise kendi çalışmalarından verdiği örnekler sayesinde muhtemelen günün en ilham verici sunumunu yaptı. Kanada ve Türkiye pazarında medya harcamalarının mecralara dağılımı ise internet sektörü için üzücü - gazete sektörü için sevindirici -


Günün ilginç başlıklarından biri “pazarlamada yeni bir değer: mutluluk” ise açıkcası benim pazarlamayla çok bağdaştıramadığım bir oturum oldu. Bir kitap okuyup mutlu olayım ben diyenler için buyrun kitap bilgileri.

Celebrity marketing yüksek bütçeler ünlülere nasıl harcanır sunumuydu biraz. P&G'nin işlerini sıkıcı bulan tek ben miyim acaba? In-store Marketing ise bugün içerik olarak bana en uzak olan konuydu. Perakendeyle ilgili olanlar için çok daha ilgi çekici olduğundan şüphem yok.

Forumun son oturumu ise Branded Male oldu. Hedef kitle “ben” olunca ilgiyle izledim :) Buyrun konunun ayrıntılarını bulabileceğiniz kitap ve kısa bir özet sayılabilecek fotolar :


7 Kasım 2008 Cuma

On 22:47 by Murat Kahraman in ,    No comments
İnternet üzerinden basın bülteni servisi hizmeti sunan ve bu ayki digitalage yazımda da kendilerinden bahsettiğim kurumsalhaberler.com tasarımını yeniledi. Üye kuruluşa özel RSS, haberin sosyal medyada paylaşımını kolaylaştıran araçlar, basın bültenleri içerisinde resim ve etiket kullanımı, yorum ekleyebilme gibi yeni özelliklerinden eklendiği site özellikle kriz baskısını hissettiğimiz ve alternatif kanallara ağırlık verdiğimiz bu günlerde önemli bir servis olarak değerlendirilmeli.

29 Ekim 2008 Çarşamba

On 21:14 by Murat Kahraman in , ,    2 comments
Geçen hafta Google, GA (Google Analytics) üzerine getirdiği geliştirmeleri açıkladıktan sonra bunlar bol bol konuşuldu ve yazıldı. Benim bugün bahsetmek istediğim bu araç bu gelen yeniliklerden biri değil.

Uzun zamandır sıkı bir GA kullanıcısı olarak eksikliğini duyduğum konulardan biri de GA raporları üzerine paylaşımlı notlar alamamak oldu. Özellikle pazarlama aktiviteleri, sayfalarda yaptığımız değişiklikler, teknik sorunlar ya da sektörel bazı gelişmeler (engelleme kararları, rakiplerle ilgili gelişmeler vs) gibi site trafikleri üzerinde direk etkisi olan olayları raporları inceleyen herkesin görebileceği şekilde kaydedebilmek ve raporları değerlendirirken bunları da göz önünde bulundurmak önemli bir ihtiyaç.

Google Docs üzerinde bu notları saklamak ve paylaşmak mümkün olsa da her GA raporunu incelerken ilgili Google Docs’a girilip, ilgili dökümanın açılıp, tarih ve notları incelenmesi pek etkin bir çözüm değil.

GA Notes ise tam bu sorunun çözümü için hazırlanmış bir Firefox eklentisi. Eklentiyi indirdikten sonra GA menü barı üzerinde “Show Notes” butonun belirdiğini görüyorsunuz ve buraya tıklayarak “yazar”, “tarih” ve “not” alanlarından oluşan istediğiniz sayıda not oluşturabiliyorsunuz.




Eklenti Google App Engine üzerinde çalıştığı için eklediğiniz notlar Google sunucuları üzerinde tutuluyor ve bu eklenti kurulu olan diğer tüm kullanıcılar rapora giriş yaptıklarında notları görebiliyor ve yenilerini ekleyebiliyorlar.

Eklentiyi buradan indirebilir, buradan da ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.




2 Ekim 2008 Perşembe

On 12:52 by Murat Kahraman in , ,    1 comment
Eylül ayında Universal McCann sosyal medyanın yarattığı yeni fikir liderleri ve bunların satın alma kararları üzerindeki etkilerini inceleyen bir rapor yayınladı.


Internet üzerinde 17.000 kullanıcının katıldığı bu çalışmada yeni fikir liderlerinin oluşumu üç eğilim altında incelenmiş: Sosyal medyanın ortaya çıkışı, dijital arkadaşların önemi ve yeni etki kanalları. Çalışmada bu olgu, etki ekonomisi olarak adlandırılmış ve etki sürecinin demoktratikleşmesi ve süper fikir liderleriyle açıklanmış.





Çalışmada göze çarpan bazı veriler;

- Katılımcıların %44’ü blog sahibi (2006’da %28)
- %57.5’inin bir sosyal ağda profili var (2006’da %27)
- %42’si video klip indiriyor (2006’da %10)
- %34’ü dinledikleri müzik hakkında fikirlerini internette paylaşıyor
- %55’i fotoğraflarını online olarak paylaşıyor


İnternet kullanıcıları artık sadece markaların kendileri hakkında verdikleri bilgilere güvenmiyorlar. %69’u halen markaların kendi web sitelerini ziyaret etmelerine karşın, %82’si bir arama motoru veya sosyal paylaşım sitelerinde diğer insanların yaptıkları yorumlar vasıtasıyla bilgi almayı tercih ediyorlar.


İnternette en önemli bilgi paylaşım araçları ise şu şekilde; MSN Messenger (%44.5), e-posta (%42.4), bloglar (%30.4) ve sosyal ağlar (%27.6).


Etki Ekonomisinde aktif rol almak, marka kullanıcılarını deneyimlerini paylaşma konusunda teşvik etmek, bunun için gerekli araçları sağlamak markalar için bir zorunluluk halini alıyor.


20 Ağustos 2008 Çarşamba

On 14:32 by Murat Kahraman in , ,    1 comment
Bu Cumartesi Günü Eğitişim Kariyer Enstitüsü tarafından düzenlenen Pazarlamanın Şifresi Sertika Programına Pazarlama Stratejilerinin Saptanması konusunda konuşmacı olarak katılacağım.

Detaylı bilgiyi buradan bulabilirsiniz.






11 Ağustos 2008 Pazartesi

On 21:35 by Murat Kahraman in , ,    8 comments
Geçen hafta, ekolay ve DOL'daki görevlerimden ayrıldım. Ayrılmadan önce hem kendim, hem de beraber çalıştığım arkadaşlarım için ufak bir hatıra hazırladık:





Videoların montajı konusunda derin teknik bilgisi ve yeteneğini benimle paylaşan sevgili Halit'e ("şey de"nin de'si ayrı olmasa da :P) teşekkürü borç bilirim. Kendisiyle Freelance tasarım işi yapmak isteyen olursa benimle irtibata geçebilir.(reklam) :)

Not: Bir videomuz daha var, kendisi yolda...

.

6 Ağustos 2008 Çarşamba

On 16:53 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Ekolay Oyun için Servis Yönetmeni aranıyor:

Görev Tanımı:
• Ekolay Oyun servisinin idare edilmesi, servis hedef ve stratejilerinin belirlenmesi ve raporlanması
• Ekolay Oyun servisi ile ilgili yeni projelerin geliştirilmesi, bu projelerini dökümante edilmesi, planlarının hazırlanması, projelerin hayata geçirilmeleri için tasarım ve teknik ekip çalışmalarının takip edilmesi
• Yurtiçi ve yurtdışı oyun sağlayıcıları ile mevcut işbirliklerini yönetilmesi ve yeni işbirlikleri olasılıklarının araştırılması
• Oyun servisi ile ilgili trafik raporlarının takibi ve analizi, mevcut duruma ve hedeflere göre stratejilerin oluşturulması
• Oyun servisinin trafiğinin arttırılması için gerekli pazarlama çalışmalarını konusunda Pazarlama Bölümüyle kordinasyonun sağlanması
• Oyun kullanıcılarından gelen geri dönüşler ve şikayetlerin yönetimi konusunda Müşteri İlişkileri Bölümünün yönlendirilmesi

Özellikler:
• İnterneti bilen, aktif olarak kullanan
• İnternet konusundaki gelişmeleri, yurtiçi ve yurtdışı yeni projeleri ve girişimleri takip eden
• Online oyun pazarını tanıyan, online oyun terimlerini iyi bilen, internette oyun oynamaktan zevk alan
• Web trafik ölçümlemesi ve analizi konusunda bilgili
• Online pazarlamaya yabancı olmayan
• Yurtdışı işbirliklerini yönetebilecek (toplantılar, telefon görüşmeleri ve yazışmalar) seviyede İngilizce bilen.

İlgilenen arkadaşlar direk benimle iletişime geçebilir veya buradan başvuru yapabilir.
Digitalage dergisinin Haziran sayısını kaçıranlar için:



Eylül sayısını sakın kaçırmayın :)

21 Haziran 2008 Cumartesi

Daha önce arama arama sorgularını karşılaştırmak ve eğilimlerini görebilmek için kullandığımız Google Trends’i artık web sitelerinin trafiklerini karşılaştırmak için de kullanabileceğiz.

Bu yeni servis, istediğimiz sitelerin Google tarafından hesaplanan tekil ziyaretçi verilerini grafik olarak sunuyor ve bir sitenin yer ve zaman bazında trafik eğrilerini inceleyebilmemize ve diğer sitelerle karşılaştırabilmemize olanak sağlıyor.

Google Trends, Alexa’dan farklı olarak sayfa gösterimi sayılarını hesaba katmamış ve şimdilik bir sıralama sistemi mevcut değil ancak veri kaynaklarının son geliştirmelerine karşın Alexa’dan daha geniş bir kitleyi kapsadığını varsayarak bu yeni aracı bol bol kullanacağımızı tahmin etmek zor değil.

Aynı sitelerin Alexa ve Google Trends grafikleri ise şu şekilde:


2 Haziran 2008 Pazartesi

On 23:06 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Basit bir İngilizce ile sosyal medyanın ne olduğunu anlatan güzel bir video:


Social Media in Plain English from leelefever on Vimeo.

Bu videonun yaratıcı Common Craft ve birçok terimi çok basit şekilde anlatan güzel videolarına buradan ulaşabilirsiniz.
On 14:32 by Murat Kahraman in , , ,    3 comments
Birkaç gün önce dergi.biz'den Wrlz ile beş adet soruluk kısa bir söyleşi yaptık. Konumuz blogumun adının kendi adım ve soyadım olmasıydı.

Ömer Enis, İdris Cin, Okan Yüksel, Osman Börtücene ve Nuri Çankaya'nın da aynı sorulara cevaplarını burada bulabilirsiniz.

Bu güzel yazı için Wrlz'ye teşekkürler..

16 Mayıs 2008 Cuma

On 21:20 by Murat Kahraman in , , ,    4 comments
Bir süredir üzerinde çok yoğun şekilde çalıştığımız ekolay oyun’un yeniliklerini sonunda bugün yayına alabildik.

Yeni neler mi yaptık?

Bütün oyun servisinin tasarımı baştan aşağı değiştirdik. Yeni tasarımımız, çalışmalarını çok beğendiğim ve ileride adını bolca duyacağımıza emin olduğum Halit Görgeç’ten:


Geçtiğimiz aylarda hayata geçirdiğimiz Zylom işbirliğinden sonra, bu seferde dünyanın önde gelen oyun üreticilerinden biri olan BigPoint ile yeni bir işbirliğine başladık. Bu işbirliği kapsamında 10 adet browser tabanlı yüksek kaliteli çok kullanıcı oyunu yayına aldık. Farklı senaryolara sahip MMORPG ve arena oyunlarının yanısıra 3 adet menajerlik oyunu sayesinde bizim için yeni bir oyuncu kitlesine de artık hizmet verebileceğiz.

İster bilgisayara karşı, ister gerçek rakiplere karşı 3 boyutlu futbol, basketbol ve buz hokeyi oynayabileceğiniz Action League ise benim kişisel favorim :)


Üzerinde çalışmaya devam ettiğimiz yeniliklerimizle daha fazla oyun severi sevindirmeyi planlıyoruz. Bizi takip edin ;)


1 Mayıs 2008 Perşembe

On 21:07 by Murat Kahraman in , ,    2 comments
Bugün, Türkiye’de dijital oyun ve oyuncularla ilgili hazırladıkları bir belgesel için Eray Ant, ekolay’dan Aslı Yerdekalmazer ve benimle online oyuncu profilleri üzerine bir röportaj yaptı. Eğlenceli bir röportaj olmasının yanı sıra ülkemizde böyle çalışmalar yürüten gençlerle tanışmak ayrıca oldukça keyif verici oldu.

Eray Başkent Üniversitesi’nde öğrenci ve Türkiye’de bir ilk olan bu bağımsız belgesel çalışmasını çoğunluğu öğrencilerden oluşan ve son derece profesyonel bir ekiple beraber yürütüyor.

Oyunlar ve oyun alışkanlıkları konusunda bazı yanlış anlaşılmaları, özellikle de anne ve babaların çocuklarının oyun oynamasına olan bakış açılarını değiştirebilecek bu çalışmada; Türkiye’de dijital oyun piyasasında yer alan önemli firmaların ve uzmanların görüşleri alınarak, farklı oyun çeşitleri ve mecralara göre oyuncu profilleri incelenecek.

Bizim de tamamlanmış halini merakla beklediğimiz belgeseli 20 Mayıs 2008 tarihinde Başkent Üniversitesi Dijital Oyuncu Paneli'nde izleyebilirsiniz. Dağıtımı veya yayınıyla ilgili başka bilgiler elime geçtikçe buradan paylaşacağım.

30 Nisan 2008 Çarşamba

IAB UGC, Sosyal Medya ve Reklamcılık üzerine bir rapor hazırlamış. Konuyla ilgili olanlar için faydalı bilgiler var:



İsterseniz raporu buradan indirebilirsiniz.

17 Nisan 2008 Perşembe

On 10:41 by Murat Kahraman in , ,    1 comment
Pek çok açığı bulunmasına ve sonuçlarının son derece tartışılabilir olmasına rağmen Alexa halen global bazda web sitelerinin trafiğini karşılaştırmakta kullanılabilen tek araç. Özellikle Türkiye’de hiçbir benzeri hizmetin bulunmamasından dolayı reklamverenlerin, ajansların ve web yatırımcılarının kullanabildikleri az sayıda veriden belki de en önemlisi.

Şimdiye kadar Alexa’yla ilgili en çok tartışılan konu sıralamanın sadece Alexa toolbar kullanıcılarının sağladığı verilere dayanarak yapılmasıydı. Alexa toolbar kullanan kişilerin toplam internet kullanıcıları için doğru bir örneklem olamayacağı son derece ortadaydı.

Bu çekincelere Alexa’da hak vermiş olmalı ki dün sıralama sistemlerini değiştirdiklerini açıkladılar.

En önemli değişiklik artık Alexa Toolbar haricinde farklı kaynaklardan verilerin sıralama hesaplamalarında kullanılacak olması. Alexa bu yeni kaynakların neler olduğu konusunda bir açıklama yapmamış ancak daha fazla kaynak kullanılarak daha doğru ölçümleme yapılması için bir avantaj sağladıklarını söylüyorlar.

Aynı şekilde algoritmalarını da daha geniş bir internet kullanıcı kitlesinin ilgi ve internet kullanım alışkanlıklarını yansıtacak şekilde geliştirmişler.

Benim takip ettiğim sitelerin sıralamalarında, geçmiş verilerin bulunmaması haricinde, bir farklılık gözleyemedim. Geçmiş için ise şu an için sadece 9 aylık veriler bulunuyor ancak bütün veriler tekrar hesaplanarak önümüzdeki haftalarda raporlara eklenecekmiş.

Umarım Alexa’nın bu yenilikleri ile daha doğru sonuçlara ulaşabiliriz.

10 Nisan 2008 Perşembe

On 21:20 by Murat Kahraman in ,    No comments
O'Reilly Radar'daki bu yazıda, Fransız Le Monde gazetesinin farklı kıtaların sosyal ağ tercihleriyle ilgili hazırladığı bir çalışmaya rastladım. Çok ayrıntılı olmamakla birlikte genel eğilimleri göstermesi açısından ilgi çekici:


*Grafiklerdeki rakamlar milyon saat/ay değerlerini gösteriyor.


25 Mart 2008 Salı

On 21:33 by Murat Kahraman in , , , ,    2 comments
Türkiye’de e-ticaret hacmi Bankalararası Kart Merkezi raporlarına göre 2007 yılında %150 büyüme göstererek 5.5 milyar YTL’yi geçmiş. Alışveriş hacmi her yıl ikiye üçe katlanarak büyürken e-ticaret sektörünün büyümesi ise malesef aynı hızda olmuyor.

İnternette daha çok ve daha çeşitli e-ticaret girişimleri görmeyi beklerken birkaç büyük sitenin sektörde tekelleşmesi ve bunlarla rekabet etme amacıyla ortaya çıkan ve birbirinden elle tutulur hiçbir farkı olmadığı için rekabeti fiyata taşımak dışında bir etki yaratamayan küçük oyuncular dışında bir gelişme gözlemleyemiyoruz.

Farklılaşmayı becerebilen çok az sayıda girişim ise ya altivi gibi alışverişten daha çok bir şans oyunu ya da her gün tek ürün satan bendeistiyorum ve indragandi tarzında ihtiyaçlarınızı gidermekten çok fırsat ürünlerini değerlendirmek üzerine kurulu. İstediğiniz ürünü, istediğiniz zaman alabileceğiniz ancak e-ticaret modeli olarak fark yaratabilen bir girişim şu an için yok.

Yeni bir oyuncunun bu çetin ve oldukça dengesiz sektörde büyümesi veya en azından ayakta kalabilmesi için nelere dikkat etmesi gerekiyor?

İlk olarak akılda tutulması gereken önemli bir konu online alışverişin en büyük rakibinin diğer e-ticaret sitelerinin değil, geleneksel offline alışveriş olması.

Geleneksel alışverişin ürünü çıplak gözle görme, fiziksel temas ve inceleme ve belki de en önemlisi hemen teslimat gibi avantajları halen online alışverişin ikincil alternatif olarak görülmesine sebep oluyor.

İnternette ise mevcut modellerden belirgin bir fark yaratamayan e-ticaret denemeleri için en ciddi tehdit, müşterileri tanıdıkları ve güvendikleri büyük sitelerden ayıramamaları.

Bu iki büyük engeli aşmanın yolu ise şu soruya tatmin edici bir yanıt bulabilmek:

“Neden müşteriler benim sitemden alışveriş yapmalı? Neden bir mağazaya gitmek veya diğer büyük, tanınan ve güvenilir e-ticaret siteleri yerine benim sitemi tercih etmeli?”

Bu sorulara mantıklı ve elle tutulur bir yanıt bulunamadığı sürece yeni bir e-ticaret girişiminin bu ortamda barınabilmesi çok da kolay görünmüyor.

Ülkemizde e-ticaretin farklı modeller ve girişimler açısından halen son derece bakir olduğunu düşünüyorum ve bu alanda daha parlayacak bir çok yıldız bizi bekliyor.

3 Mart 2008 Pazartesi

On 20:43 by Murat Kahraman in ,    1 comment
Kendi web sitelerimizde ve bloglarımızda web trafiğimizi ölçerken önemli konulardan birisi de kendi kendimize yarattığımız trafiğin raporlarımızda sapmalara yol açması.

Siteyi/blogu güncellerken ve gerekli kontrolleri yaparken yarattığımız iç trafiği IP numarası filtreleri kullanarak raporlarımızdan çıkartabiliyoruz ancak özellikle blog yazarlarının statik IP kullanmaması yüzünden ve işyerinde siteyle ilgilenen birkaç kişi hariç yaratılan trafiğin rapora dahil edilmesi gerektiği durumlarda IP filtreleri işimizi görmüyor.

Peki bu durumda ne yapılabilir? Bir çözüm bir çerez tanımlayarak trafiğini hariç tutmak istediğimiz makinalarımıza bu çerezi göndermek.

Bunun için aşağıdaki aracı kullanabilirsiniz. Kutucuğa istediğiniz bir metini girerek “Çerez Gönder” butonuna basın. (örn: benisayma)

Çerez gönder butonuna bastığınız zaman girdiğiniz metnin değer olarak atandığı bir çerez bilgisayarınıza gönderilir. Bundan sonra yapmanız gereken Google Analytics Filtre Yöneticisinden aşağıdaki şekilde bir filtre hazırlayarak bunu ölçüm yaptığınız hesaba tanımlamak.




Eğer iç trafiğinizi de izlemek veya şu andaki raporlarınızı muhafaza etmek isterseniz, mevcut etki alanınız için yeni bir web sitesi profili oluşturmalı ve filtreyi bu yeni profile tanımlamalısınız.

7 Şubat 2008 Perşembe

Bu Cumartesi günü 6. Türk Blog Yazarları toplantısında Google Analytics kullanımı ve raporlarının yorumlanması üzerine bir sunum yapacağım.

9 Şubat 2008 Cumartesi 16.00
Taxim Hill Hotel, Taksim - İstanbul

Katılmak isteyenler buradan kayıt yaptırabilirler.

2 Şubat 2008 Cumartesi

On 21:26 by Murat Kahraman in , , , ,    3 comments
Bu yazı ilk konuk yazımız. ekolay oyun'da beraber çalıştığımız, Action Script geliştirme ve yazılım uzmanımız Oğuz Sandıkçı, kendi uzmanlığıyla ilgili ve birçok kişinin merak ettiği bir konuda son derece aydınlatıcı bir yazı yazdı:

Silverlight Flash'a karşı (mı?)


Microsoft S2B kapsamında ve Daron Yöndem'in eğitmenliğinde gerçekleşen üç günlük Silverlight eğitimi yeni bitti. Eğitim öncesinde pek çok insan gibi benim de kafamı bu soru (Silverlight Flash'a karşı mı?) kurcalıyordu. Edindiğim yeni bilgiler ve biraz araştırmadan sonra bir yazı yazmak istedim. İstediğim kadar kapsamlı bir yazı olmadı ama giriş için yeterli sanırım ;)

İlk bakışta iki teknoloji de neredeyse aynı gibi gözüküyor. İkisi de vektörel grafik kullanıyor, video oynatabiliyor, kullanıcı ile etkileşimde bulunabiliyor, sunucudan veri alıp-yollayabiliyor... Fakat temel tasarım amaçları ve geliştirici kitleleri birbirinden farklı. Bir de araya şirket politikaları girince bu fark iyice açılıyor.

Bazı bölümler sonuna burası gibi italik ile yazılmış notlar ekledim. Bunlar teknik detay ve kendi düşüncelerimi içeriyor. İlgilenmeyenler buraları okumadan geçebilirler.

Web'e Entegrasyon

Şunu önceden kabul edelim; amacınız geniş bir kitleye ulaşmak ise Flash şu anki tek seçeneğiniz. İnternet kullanıcılarının neredeyse hepsi flash oynatabilen tarayıcılara sahip. Sanırım bu tarafta başka söze gerek yok (:

Silverlight sahnesinde ise durum şu an pek iç açıcı gözükmüyor. Özellikle 1.0 versiyonundaki eksikliklerden dolayı geliştiricilerin bir kısmının da 2.0 versiyonunu beklediğini düşünürsek, yaygınlaşması biraz zaman alacak gibi. Yeni versiyonun çıkması, Windows güncelleme ile dağıtılması, internetteki silverlight içeriğinin zenginleşmesi gibi zincirleme bir senaryo gerçekleşse bile yeterli yaygınlığa ne zaman ulaşacağını tahmin etmek için henüz erken. Ama 2.0 versiyonun çok şey vaat ettiğide bir gerçek.

Geliştirme ortamı

Silverlight'ın yazılımcıları en çok memnun eden özelliklerinden biri çok tanıdık ortamda geliştirilebilmesi. Her zaman kullandığınız Visual Studio ile kod tamamlamanın da yardımıyla rahatlıkla uygulamalarınızı geliştirebiliyorsunuz. Gerekli görsel bilgiyi Expression Studio’nun Blend ve Design programlarından alabiliyorsunuz.

Flash'a karşı ise bir ön yargı olduğunu düşünüyorum. Çünkü yazılımcılarda çizim arayüzlerine karşı bir antipati vardır :). Sırf bu ön yargı yüzünden, Flash'ın arayüzünü açıp sahne, zaman ekseni ve çizim araçlarını gördükten sonra kaçan çok yazılımcı olduğuna eminim :) Oysa zaman ekseninin ilk karesine tıkladıktan sonra Action Penceresini açarak (kısayoltuşu F9) bir çizgi bile çizmeden uygulamanızı geliştirmeye başlayabilirsiniz. Flex bu sebepten dolayı birçok yazılımcının ilgisini çekecektir ki Silverlight ile onun karşılaştırılması daha uygun olur. Ama Flex şu an konumuz dışında, belki başka bir yazıda ele alınabilir.

Özetle Microsoft'un Silverlight'la yaptığını Adobe'un Air'ine benzetebiliriz. Air, web geliştiricilere bildiği yazılımlar dışına çıkmadan masaüstü uygulamaları geliştirmelerini sağlıyor. Silverlight aynı rahatlığı yazılımcıların görsel web uygulamaları geliştirmesinde sunuyor.

Görsel elementlere sahip yazılım geliştirme araçları çok kullanışlı olabiliyor. Flash sadece uygulama geliştirmede değil, arge çalışmalarımda da işimi oldukça hızlandırıyor. Çünkü müdahale etmem gereken herşey tek programda ve ulaşması çok kolay.

Kodlama

Silverlight 2.0 da gelecek olan C#.net ve VB.net ile programlama sayesinde hem çok daha hızlı çalışacak hem de hazırda bulunan C# kodları kullanılabilecek. Özellikle Sunucu-istemci arasında ortak yapılan bir işlemde tek kod kullanılabilecek. Şahsen ben dört gözle bekliyorum kendisini :).

Flash'ın ActionScript'ini öğrenmek istemeyen yazılımcılar olabilir. Eminim iki teknolojiye de yabancı olanlara Silverlight daha kabul edilebilir geliyordur. Buna bir yorumum yok, haklılar ama bir dil öğrenip tüm hayatına onunla devam etmek isteyenlere kolay gelsin diyorum :)

Burada biraz profesyonel davranmak gerekiyor. Herkesin kendini rahat hissettiği bir dil mutlaka vardır. Ama diller ve yazılımlar aslen araçlardır, amaçlar değil. Yeniliklere ve değişikliklere açık olmadığımız sürece bir dile, firmaya, veya platforma ve bunların sunduklarına bağımlı kalırız. (Bu genel bir düşüncedir, bir hedefe ithafen söylenmiyorum)

Video

Silverlight'ın video oynatabilme yetenekleri şu an onu Flash'ın önüne geçiriyor. Windows Movie Maker gibi herkesin bilgisayarında bulunabilecek yazılımlarla oluşturacağınız wmv uzatılı birçok formattaki videoyu oynatabiliyor. Flash ise sadece kendi formatını destekliyor ve piyasada benim bulabildiğim ücretsiz dönüştürücü yok. Ücretli olanlarla ilgili de bazı sorunlar olduğunu okumuştum. Flash'ın yeni versiyonunda bir çözüme gidilmezse, webdeki video oynatıcıları yavaş yavaş Silverlight'a dönüşebilir.

Vektörel çizim

Silverlight'ı ele alalım; Microsoft'un vektörel arayüz standardı olan Windows Presentation Foundation'ın bir alt sınıfı olarak geliştirildi (eski adı WPF/E - Windows Presentation Foundation/Everywhere idi). Amacı daha çok internette ve mobil araçlarda vektörel arayüze sahip medya uygulamaları geliştirmek diyebiliriz.

Flash'ın vektörel tabanlı bir kare animasyon programından gelme bir yapısı var. Çizim ve animasyon için çok daha geniş ve rahat araçlar sağladığı bir gerçek. Karmaşık çizimler yaptığınız zaman Flash sahip olduğu araçlarla (movieclip,symbol,group,layer..) sahne yönetimini çok rahatlaştırırken Silverlight bu konuda epey zayıf kalıyor.

Silverlight'ta oluşturduğunuz görsel objeler özel bir XML olan XAML ile tutuluyor. İçerisinde her nesnenin her özelliği açık ve kod ile ulaşıp müdahale edebiliyorsunuz. Bir derleme söz konusu olmadığı içinde kodla kullanıcı tarafında rahatlıkla generate edilebiliyor. Hatta tagleri sunucuda oluşturup yollamak bile mümkün. Bu da size sınırsız bir esneklik sağlıyor. Fakat XML formatından kaynaklanan açıklığı ve içeriğin karmaşıklaştıkça boyutun şişmesini göze almanız gerekiyor.

Flash dosyalarının derlenmiş olmasının artı ve eksi yanları burada karşımıza çıkıyor. Boyuttu çok küçük ve yardımcı bir program kullanmadan içeriğinin tekrar kullanım için dışarı aktarılması mümkün değil. Fakat dinamik vektörel şekiller kullanmak için nesneleri silip baştan istediğiniz değişiklerle tekrar oluşturmalısınız. Kulağa yavaş gelsede derlenmiş kodlar bunu yeterince hızlı yapabiliyor. Ama kodda değişiklik gerektiren her durumdan sonra bir derleme yapmak zorunlu.

Animasyon

Flash ilk versiyonundan beri kare animasyon yapmak için tasarlanmış bir araç. Ardarda karelere istediğiniz içeriği yerleştirip oynatmanız mümkün. Hatta karelere kod yazılarak uygulamanın akışının kontrol edilmesi Flash için çok genel bir kullanım.

Burada gözleri Silverlight'a çevirdiğimizde malesef bu ihtiyacı karşılayacak hazır bir çözüm yok. Çünkü Silverlight'ın animasyon sistemi karelerle değil zaman aralıklarıyla çalışıyor. Animasyon için video kullanmak, eğer dosya boyutunun büyüklüğü ve ölçütü değiştirildiğindeki kalite kaybı sorun teşkil etmiyorsa, bir çözüm olabilir. Fakat iş sıralı işlemler yapmaya geldiğinde programcılara kodlamanın yolları gözüküyor.

Kare animasyon her zaman uygun bir teknik değildir, özellikle geçen zaman aralığına ihtiyacımız olduğu durumlarda. Herhangi bir şekilde bilgisayar kasılıp, flash oynatıcısı geri kaldığında önceden tahmin edemeyeceğimiz zaman atlamaları oluşması çok yüksek ihtimallidir. Tabi kısmen kod içerisinden müdahale edilip tekrar senkronizasyonu sağlayabilirsiniz. Genede kare animasyonlu bir sistemde zaman aralığı bulmak, zaman aralıklı bir sistemde kare animasyon oynatmaktan çok daha kolaydır :).

Sonuç

Biraz kısa ve eksik bir yazı olmasına rağmen özet olarak şunu diyebiliriz. İhtiyaçlara çözümler üretmenin çok yolu olduğundan zor veya kolayda olsa iki teknolojide her tür uygulama için kullanılabilir. Bana sorarsanız seçim kriterimiz bu teknolojilerin sağladıkları benzer özellikleri kimin daha iyi yaptığının yanında, birbirinin sağlayamadıkları da olmalı. Böylece ilerde "Flash mı, Silverlight mı?" sorusu "Ne zaman Flash, ne zaman Silverlight?" sorusuna dönüşebilir. Yakın gelecekte internette Flash ve Silverlight ortak ürünü siteler bile görebiliriz. Her şey programlarımızın yeni sürümlerine ve geliştiricilerin seçimlerine bağlı ;).

Oğuz Sandıkçı

30 Ocak 2008 Çarşamba

Okuduğum bir makale üzerine şu sıralar yakından ilgilendiğim e-ticaret sitelerine farklı bir açıdan bakma fırsatı yakaladım.

Başarılı bir dönüşüm oranı yakalamanın en önemli unsurlarından biri üye kayıt sayfalarında bulunan formların kullanılabilirliği. Buradan yola çıkarak Türkiye’de 20 farklı e-ticaret sitesinin üye kayıt sayfalarını inceledim ve kayıt formlarında istenilen bilgiler ve bunların sitelerde bulunma oranları şu şekilde:

Eposta - 100%
Şifre - 100%
Ad Soyad - 95%
Şifre Doğrulama - 95%
Telefon - 85%
Doğum Tarihi - 80%
Cinsiyet - 70%
Bülten Kayıt Talebi - 55%
Adres - 40%
Kişisel Bilgiler (eğitim, ilgi alanları, vs) - 35%
TC Kimlik No - 30%
Kullanıcı Adı - 25%
Eposta Doğrulama - 20%
Şehir (adres istemeden) - 20%
Sitemizi Nereden Duydunuz - 15%
Güvenlik Sorusu - 10%
Koşullar - 5%
Medeni Hal - 5%
Captcha - 0%

Eposta ve şifre haricinde 20 sitenin hepsinde istenilen ortak bir bilgi yokken ad soyad ve şifre doğrulama alanlarından sonra en çok talep edilen bilgi telefon numarası. Ortalamaya bakarsak bir e-ticaret sitesine kayıt yaptırırken büyük çoğunluğu metin olarak 9 farklı form alanını doldurmak gerekiyor.

Özellikle ilk defa girilen bir sitede bu kadar çok bilgiyi paylaşmak, metni yazmak ve zaman harcamak çok sayıda müşterinin kayıt sayfasından çıkış yapmasına neden olacağı neredeyse kesin.

İlk kayıt sayfalarını olabildiğince kısa ve öz tutmak, istenilen bilgilerin gerekliliğini ve ne işe yarayacağını açık şekilde belirtmek, gerekirse bazı bilgileri kayıt sonrasında veya ilk sipariş sırasında talep etmek dönüşüm oranlarının artmasında faydalı olacaktır.

19 Ocak 2008 Cumartesi

On 17:35 by Murat Kahraman in , , , ,    4 comments

Dün sabah Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales’ın konuk olduğu "Altivi İle Sınırsız Dünyanın Liderleri” seminerlerinin ilkine katıldım. Jimmy Wales’ın Wikipedia ve yeni girişimi olan Wikia’dan bahsettiği seminer farklı bir konuk ve farklı bir konusu olması açısından oldukça ilgi çekici ve faydalıydı.

Seminer süresince bilgi özgürlüğü ve paylaşımın nasıl başarılı sonuçlar doğurduğu ve bunlardan korkulmaması gerektiğinden bahsedilirken aynı gün ülkemizden Youtube’a erişimin ikinci kez engellenmesi ise ironik oldu.