DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

23 Ocak 2007 Salı

On 21:42 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Dün kurumsalhaberler.com’un da sponsorları arasında bulunduğu “Düş+Zaman=Gerçek” Konferansına katıldım. Konferans’ta ilgili çekici ve faydalı birçok konuşma ve konuşmacı vardı ancak ünlü reklamcı Alinur Velidedeoğlu kendisinin bir düşünden bahsetti ve şimdi ülke olarak bu düşü gerçekleştirmek için bir şans yakalamış durumdayız.

Bu düş, Türkiye’nin tanıtımı konusunda çok ciddi olumsuz etkiler yaratmış ve Alinur Velidedeoğlu’nun hesaplarına göre sadece turizm geliri olarak yaklaşık 50 milyar dolarlık bir zarara yol açmış Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi) filmi hakkındaki gerçekleri dünyaya duyurmak.

Alinur Velidedeoğlu filmin gerçek kahramanıyla Cannes’da tesadüf eseri karşılaşıyor ve film hakkında bir röportaj yapıyor. ATV’de de yayınlanan bu röportajı Amerika’da ki televizyon kanallarına göndermesine rağmen yayınlanmıyor.

Şu anda bu röportaj YouTube’e eklenmiş durumda ve görüntülenme sayısını artırarak dikkat çekmesini sağlayabiliriz.

Midnight Express truth revealed by Alinur Part-1

Midnight Express truth revealed by Alinur- Part 2

Bu konudaki diğer yazıları Murat Buyurgan
ve Arda Kutsal’ın bloglarında okuyabilirsiniz.

Bu arada Murat’a davetiye için tekrar teşekkür ederim.







20 Ocak 2007 Cumartesi

On 22:53 by Murat Kahraman in    1 comment
Bir süredir okumak istediğim ama kitapçılarda bulmakta zorlandığım Teknoloji Kimin Umurunda adlı kitabı biraz geçte olsa dün sonunda alabildim ve bugün bitirdim. Altı Üstü Tasarım'dan yazılarını takip ettiğim Mehmet Doğan tarafından yazılan ve Alfa Yayınları tarafından basılan çalışma, tasarım ağırlıklı olmakla birlikte, kullanıcı deneyimlerini ön plana çıkartıyor. Akıcı ve samimi anlatım ve ilginç örneklerin tasarım konusuyla başarılı şekilde ilişkilendirilmesi kitabın hızla okunabilmesini sağlıyor.
İnternetle ilgili herhangi bir çalışma planlayan herkesin, tasarımcıların, yazılımcıların, proje yöneticilerinin ve pek mümkün görünmese de web sitesi yaptırmayı planlayan kişi ve şirket yetkililerinin kitabı okumasının, o projede görev alacak herkese ve en çok da o projenin potansiyel kullanıcılarına büyük fayda sağlayacağını söyleyebilirim.

18 Ocak 2007 Perşembe

On 18:02 by Murat Kahraman in , ,    No comments

Bugün Seth Godin blogunda “The Cycle of Choice” başlıklı yazı yazmış.

Yazıda, her pazarın bir lider tarafından yaratıldığını, daha sonra bu liderin bir süreliğine yüksek pazar payı ve pazarın büyümesiyle liderliğini devam ettirdiğini ancak zamanla yeni müşterilerle birlikte pazara yeni rakipleride çektiğini anlatmış. Eğer bu değişim için etkili bir dış engel bulunmuyorsa (lidere tekel sağlayan bazı avantajlar gibi), her gelen rakip yeni tercihler, alternatif fiyatlar ve dağıtım kanalları sunarak liderin zayıflamasına yol açıyor.

Bu döngüden pazarlamacıların çıkartması gereken bazı dersler bulunuyor. Birincisi, eğer bir pazar yaratırsanız, sonsuza kadar ona sahip olabileceğinizi sanmayın. İkincisi eğer yapabiliyorsanız, pazarınıza girişi engelleyerek size doğal bir tekel sağlayan dış unsurlara bol yatırım yapın ve insanlara, lider olmanızın ötesinde, size bağlı kalmalarını sağlamak için bir neden vermeye çalışın. Ve üçüncüsü eğer lider değilseniz, farkında olmanız gereken iki nokta: a. Liderin yerini alamazsınız, b. Liderin yaptığını yapmak büyümenin yolu değildir. Pazar büyüdükçe, liderden artan parçalar birbirine eklenerek büyük bir pazar payı oluşturabilir ve zamanla yeni bir lider doğabilir.

Bence herkesin okuyup, aklında bulundurması gereken yazılardan biri…

16 Ocak 2007 Salı

On 16:06 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Aslında yaz sonunda aldığım bu kitabı bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım. Geçen hafta tekrar elime aldım ve o güne kadar okumadığıma pişman oldum.

Robert B. Cialdini’nin yazdığı, Türkiye’de Mediacat Kitapları tarafından basılan İknanın Psikolojisi, ikna olma ve ikna etme üzerine yazılmış bir başvuru kitabı.

Kitabı okurken, ikna etme ve etkileme süreçlerinin sandığımın aksine son derece evrensel olduğunu, kültürel farklılıklardan o kadar da etkilenmediğini fark ettim. Kitapta verilen neredeyse tüm örnekler, bir şekilde Türkiye’de de etkili şekillerde kullanılıyor. Şimdiye kadar kendimizin de birçok kez kullandığı yöntemleri, derlenmiş, toplanmış, sınıflandırılmış, deney ve örneklerle açıklanmış olarak bulabileceğimiz bir kaynak olmuş.

Pazarlama ve özellikle satış sektörü çalışanlarının mutlaka okuması gereken bir kitap ama asıl benim okumasını tavsiye edeceğim kişiler müşteriler. Kitabı okudukça şimdiye kadar nasıl profesyonelce ikna edildiğimizi görebilirsiniz.

13 Ocak 2007 Cumartesi

On 16:11 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Dün Webrazzi’de yayınlanan bir yazı oldukça ilgi çekici. YouTube kullanım koşullarında, YouTube videolarının sadece kişisel ve ticari olmayan web sitelerinde yayınlanabileceğine dair bir ifade bulunduğundan dolayı, HaberTürk gibi bu servisten faydalanan sitelerin bu sözleşmeyi ihlal ettiğinden bahsediliyor. YouTube’ün bu tür sitelere karşı harekete geçmesi durumuna karşı da bir uyarı bulunuyor.

Yazıya gelen yorumların büyük çoğunluğu ise YouTube’ün kendisinin telif hakları konusunda bu kadar ihlal gerçekleştirirken böyle bir harekete geçemeyeceği hakkında.

YouTube’ün telif hakları ihmallerini bir kenara bırakırsak, kullanım koşullarında belirtilen bu maddelerin bu şekilleriyle çok da anlamlı ve uygulanabilir olmadığı açık. Burada kişisel ve ticari olmayan sitelerin tanımı biraz daha açık olarak verilmeli.

Örnek vermek gerekirse videoların sıklıkla embed edildiği yerlerden biri kişisel bloglar. Bu blogların çok büyük bölümü gerçekten ticari bir amaç taşımadığı gibi yine çok büyük bir bölümü blog hizmeti veren servislerce yayınlanmakta. Blogger (Google YouTube’ü satın almadan önce), Yahoo! 360, ve diğer lokal blog yayıncılarının kendileri ise ticari amaçlı web girişimleri ve kişisel olarak sınıflandırmak mümkün değil. Bu durumda bu videolar yayınladığı zaman, asıl gelir sağlayan kurum blog sahibi değil, yayıncının kendisi sayılacağı için mevcut kullanım sözleşmesine göre YouTube videolarının çoğu blogta yayınlanmasına izin verilmemelidir.

Aynı zamanda yazıya yazılan yorumlarda da belirtildiği diğer kişisel sitelerin çoğunluğu Google Adsense ve türevleri sayesinde gelir sağlıyor ve ticari bir yapı oluşturuyor.

YouTube’ün kendi videolarının yayınlanma konusunda böyle radikal bir karar vererek ticari içerikli sitelere karşı harekete geçmesinin çok mümkün ve rasyonel olduğunu açıkçası ben düşünmüyorum. Aksine video yayıncılığının geleceğini, diğer web servislerine video hizmeti veren sitelerin oluşturacağına inanıyorum.
On 14:04 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
4 Ocak’ta burada yazdığım Kullanıcılarla Gelir Paylaşımı başlıklı yazımdan bir hafta sonra, Hürriyet E-Yaşam Gazetesi'nde Web Girişimlerinin Gelişimi başlıklı yazım yayınlandı.
Onpunto'yu internet ve basılı medyayı bir araya getiren, gelecek vadeden bir proje olarak görüyorum. Giderek daha yaygın şekilde kullanılması da bunun bir işareti sayılabilir.
İlgileri için kendilerine teşekkür ederim.

8 Ocak 2007 Pazartesi

On 18:12 by Murat Kahraman in , , , ,    1 comment
İnternet her geçen gün gelişerek hayatımızda daha büyük bir yer kaplarken, birçok yeni girişimle birlikte daha çok web 2.0 servisi karşımıza çıkıyor.

Her servis teorik olarak kullanıcıları için bir katma değer yaratma amacıyla yola çıkmakta ve sunduğu hizmetin başarısı oranında da kabul görmektedir.

Eskidostuz.biz’e baktığımız zaman, sunduğumuz hizmet kullanıcılarımızı izini kaybettikleri eski dostlarıyla buluşturmak. Bu hizmetten faydalanırken, tüm kullanıcılar eskidostuz.biz ailesine katılarak, sosyal bir ağın bir parçası olmakta ve bu ağ kapsamında profiller, bloglar, gruplar gibi ek hizmetler sayesinde kendilerini ifade edebilme ve başta eski dostları olmak üzere, ortak geçmiş veya ilgi alanı bulunan diğer kullanıcılarla iletişim kurabilmekteler.

Eskidostuz.biz’e değer katan yazılımı, teknik altyapısı veya alan adı mıdır? Hayır! Eskidostuz.biz’e değer katan kesinlikle kullanıcılarıdır. Yeni kaydolan her üye, yaratılan her profil, yazılan her blog, açılan her grup ve en önemlisi bulunan eski dostlara atılan her mesaj, eskidostuz.biz’in değerini arttırmaktadır.

Aynı yazılımı, hatta daha iyisini yazmak mümkün, aynı hizmet alt yapısını sağlamak mümkün ama kullanıcıların kendi oluşturdukları sosyal ruhu sağlamak imkansız. Onun için her başarılı web 2.0 girişimi aslen eşsiz bir yapı oluşturmakta ve gerçek bir fark yaratmayan klonlarının hayatta kalma şansı neredeyse bulunmamaktadır.

5 Ocak 2007 Cuma

On 10:28 by Murat Kahraman in , ,    3 comments
Genelde birkaç günde bir şeyler vaad eden kitaplara pek güvenemesem de tatili de fırsat bilerek 30 Günde Gerilla Pazarlama (Jay Conrad Levinson, Al Lautenslager) adlı kitabı okuma fırsatı buldum. Çok derinlemesine olmasa da Gerilla Pazarlama hakkında oldukça faydalı bilgiler bulabileceğiniz, ama bence yeterince örnek vaka sunulmamasından dolayı biraz zayıf kalmış bir kitap.

Gerilla Pazarlama konusunda ülkemizde de özellikle büyük markalar tarafından gerçekleştirilen başarılı çalışmalar bulunuyor ve lokal örneklerle desteklenen ve başarılı uygulayıcıların kendi ağızlarından hikayelerle sunulan Türkçe yazılmış bir çalışma eminim benim gibi daha birçok kişinin de ilgisini çekecektir.

Son olarak ilgimi çeken başka bir nokta ise kitabın kapağında bulunan “Dünyanın en çok satan marketing kitabı” yazısı oldu. Mediacat gibi iletişim sektörünün önde gelen kurumlarından birinin Türkçe konusunda biraz daha hassas olmasını beklerdim.

Mediacat’ten diğer bir beklentim de Kapital market sitesine biraz daha özen göstermeleri. Özellikle kitaplarının sıkı bir takipçisi olarak, bizleri yeniliklerinden, yeni yayınlarından haberdar edebilecekleri bir sistemi acilen kendilerinden bekliyoruz.

4 Ocak 2007 Perşembe

Global tüketici eğilimlerinin incelendiği ve raporlar halinde sunulduğu trendwatching.com sitesinde Generation C(ash) başlıklı bir raporun özeti Aralık ayında yayınlandı.

Yazıda, kısaca içeriğin kullanıcı tarafından oluşturulduğu bir sistemde gelirinde kullanıcıyla paylaşılması gerektiğinden bahsediliyor, bu konuda bazı örnekler sunuluyor ve bu temanın 2007 yılında çok öne çıkağı ön görülüyor.

Kullanıcıyla gelir paylaşımı konusu, web 2.0’la hayatımıza giren kullanıcı her şeydir görüşünün bir parçası. Bir web hizmetinin içeriğini, sistemin geliştirilmesini ve pazarlamasını kullanıcı yapıyorsa, gelirinin de kullanıcıyla paylaşılması bence mantıklı.

Birinci açıdan, yani kullanıcı açısından baktığımız zaman, internette geçirdiğiniz zamanı, harcadığınız emeği, az da olsa bir gelire dönüştürmek, hem yaptığınız işe daha fazla değer vermenize yol açacaktır hem de harcadığınız zamana değer katacaktır.

İkinci açıdan, yani girişimci açısından bakıldığında ise bu uygulamadan daha başarılı olabilecek bir sadakat programı, büyük ihtimalle çok daha yüksek maliyetli olacaktır.

Ülkemize baktığımız zaman, benim takip ettiğim siteler arasından bu uygulamanın öncüsü olarak pillinetwork’ün reklam geliri paylaşımı programını görüyoruz. Bunu takip eden ikinci bir uygulama ise Medyanet tarafından yayınlanan onpunto isimli blog sitesi.

Şu an için internet reklam gelirlerinin oranlarından olsa gerek, kullanıcıların elde ettiği payları bir gelir olarak adlandırmak zor da olsa, bu uygulamanın önümüzdeki aylarda yaygınlaşacağına kesin gözüyle bakıyorum.