DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

31 Aralık 2007 Pazartesi

On 15:18 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
2008 yılı umarım herkese mutluluk, başarı, sağlık ve bol bol şans getirir.

Yılbaşı videosu National Geographic'ten:



22 Aralık 2007 Cumartesi

On 20:27 by Murat Kahraman in , , ,    1 comment

tekBORSA dergisinin bu haftaki sayısında sevgili Kezban Gebetaş “Yönetici Blogları” başlıklı yazısında Çağlayan Arkan, Temel Kotil, Alphan Manas, Fatmanur Erdoğan ve Murat Buyurgan’ın yanı sıra benimde görüşlerime yer verdi.

Günümüzün popüler ve faydalı iletişim araçlarından biri olan blogların Türkiye’de yöneticiler tarafından nasıl görüldüğü ve kullanıldığıyla ilgili bu güzel yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Yazının benimle ilgili kısmı şu şekilde:



5 Aralık 2007 Çarşamba


Genç Girişimciler Kulübü’nün artık geleneksel hale gelen seminerlerinin 16 Aralık’ta konuğu ben olacağım.

Google Analytics'in doğru şekilde kullanımının yaygınlaşması ve hatta endüstri standartı haline gelmesinin web yatırımcıları ve çalışanlarına ölçümleme ve özelikle de site performanslarının karşılaştırılabilmesi konularında büyük faydalar sağlayacağına inanıyorum.

Bu doğrultuda, 16 Aralık Pazar günü Genç Girişimciler Kulubü'nde Google Analytics'i ele alarak, genel olarak web trafiğinin ölçülmesi ve yorumlanması üzerine bilgi paylaşımı yapmayı planlıyoruz.

Katılım herkese açık ve ücretsiz.

Ayrıntılı bilgiyi buradan, ulaşım bilgilerini buradan bulabilir, buradan da katılım için kayıt olabilirsiniz.


3 Aralık 2007 Pazartesi

On 14:14 by Murat Kahraman in ,    No comments
Şu sıralar işlerimin yoğunluğundan dolayı pek yazı yazamıyorum. Geçen hafta izleme şansı yakaladığım İnteraktif Pazarlama Zirvesi 2007 hakkında bile ancak şimdi yazma fırsatı bulabildim.

Geçen yıl ilki düzenlenen zirve bu yıl son derece aktif bir interaktif pazarlama zirvesi oldu ve yoğun programa 1 gün içerisinde 5 sunum, iki farklı salonda 8 oturum, toplam 29 konuşmacı ve 1 ödül töreni sığdı.

Bu yıl dikkatimi çekenler konular şöyleydi:

- Geçen yılın favorisi olan Secondlife’ın yerine bu yıl bol bol Facebook anlatıldı.

- Davranışsal hedefleme ve Medyanet’in bu konuda yeni ürünü Mediamind İnternet reklamcılığı için önemli bir gelişme olacak gibi.

- Mobil önemini giderek arttırıyor. Yakında mobil, İnternet ve hatta TV gibi mecraları ayrı ayrı değerlendirmek mümkün olmayacak.

- Cem Mumcu’nun Hakan Senbir’le birlikte stand-up tadında ki oturumu ve İnternet kullanıcılarının psikolojisi üzerine analizleri umarım video paylaşım sitelerinde yerini alır.

Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler ...

13 Kasım 2007 Salı

On 00:19 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Sosyal Medya her geçen gün iletişim kanallarımız ve dolayısıyla pazarlama araçlarımızda önemli bir paya sahibi oluyor. Özellikle benim gibi pazarlamanın online tarafına odaklanan profesyoneller için bloglar, wikiler, video, foto, sunum ve döküman paylaşım servisleri, Türkiye’de etkisini tüm gücüyle halen sürdüren forumlar ve e-posta grupları gibi mecralar iletişim konusunda büyük önem taşırken göz ardı edilemez fırsatlar ve tehditler oluşturuyor.

İletişimin sosyal medya ayağında 4 aşamadan söz edebiliriz:

1. İlgisizlik Aşaması

İnternet dedikoduların inanılmaz bir hızla yayılması için mükemmel bir ortam sağlıyor. Bu pazarlamacılar için önemli bir ağızdan ağıza pazarlama aracı sunduğu gibi aynı zamanda tehlikeli sonuçlar doğurabilecek vakalara da uygun bir zemin oluşturuyor. Ünlü Danone örneğinde olduğu gibi bu aşamanın başarısız yönetimi geri dönülemez hasarla sonuçlanabiliyor.

2. Takip Aşaması

Sosyal medyanın önemini kavrayan her kurum bunun takip edilmesine büyük önem vermelidir. Bu izleme medya takip ve WOMM ajansları yardımıyla yapılabileceği gibi daha küçük bütçelere sahip kurumlar Google, Technorati ve diğer arama motorları veya Google Alert gibi araçlar kullanılabilir.

Takibi gerekenler ise şirket adı, şirketin web sitesinin adresi, markalar, ürün adları, varsa ürün web sitesi adresleri, kurum ve çalışan blogları ve yorumları ve rakiplerden oluşuyor.

3. İzleme ve Tepki Aşaması

Başarılı bir takip hakkımızda neler konuşulduğunu hızla öğrenmemize olanak verir. Hakkımızda konuşulanları izlemeye başladığımızda ise önemli olan bunlara nasıl tepki vereceğimizdir. Bu aşamada, kurumsal iletişim politikalarının gerektirdiği şekilde, sohbete katılmak gerekiyor. Kendi şirket ve ürünlerimize ilgili kulanıcılarımızı bizden daha iyi ve doğru olarak kimsenin bilgilendiremeyeceğini, tabii bunu web 2.0 konsepti içinde samimi ve açık şekilde yürüttüğümüzü varsayarak, düşünürsek tepki aşamasının önemi daha kolay kavranabilir.

Bu konuda sıcak bir örnek olarak LC Waikiki’nin hızlı bir tepki ve başarılı bir iletişim yönetimi sayesinde Danone benzeri bir karalama kampanyasını hasarsız şekilde atlamayı başarmasından bahsedebiliriz.

4. Dinleme Aşaması

Sosyal medyayı tekip etmek yeterli mi? Bu mecralardan çok sayıda samimi ve değerli geri bildirim almak mümkün ama paylaşımın bu kadar ön planda olduğu web 2.0 dünyasında kulanıcılarımızı ürünlerimiz hakkındaki fikirlerini bizimle paylaşma konusunda cesaretlendirmemek büyük kayıp olacaktır. Binlerce kullanıcıdan oluşan bir ürün kontrol ve ar-ge bölümüne çok düşük hatta sıfır maliyetle sahip olmak kim istemez ki.

İzlemek zorunlu ancak yeterli değil, günümüzde firmalar aktif olarak dinlemeyi de öğrenmek zorunda.

25 Ekim 2007 Perşembe

Techcrunch’ta okuduğumuz üzere Microsoft sonunda Facebook’la anlaşmaya vardı ve şirketin %1,6’sını 240 milyon dolar ödeyerek satın alarak Facebook’un değerinin 15 milyar dolar olduğunu tescil etmiş oldu.

Bu satın almanın Facebook’a bu kadar yüksek bir değer biçmesinin yanı sıra asıl önemli noktası, Microsoft’un satın alma öncesine kadar sahip olduğu fB Amerika reklam yayın hakkını diğer ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletmiş olması.

Facebook’un elindeki çok değerli veritabanını ve üyelerinin özel profil bilgilerini hedefleyerek reklam yayınlamayla ilgili (ne kadar etik olduğu ayrı bir tartışma konusu sanırım) yaptığı çalışmalar hakkındaki dedikoduları düşünecek olursak Microsoft’un yatırımının değerini anlamak biraz daha kolay olabilir.

Diğer bir konu ise ülkemizde her geçen gün daha popüler hale gelen ve çok sayıda Türk kullanıcısı ve Türkçe uygulaması bulunan Facebook’un yerli reklamverenler açısından durumu olacak.

Şu ana kadar flyer adını verdikleri self servis ve sabit gösterim fiyatıyla satılan reklam modelleri, network bazlı olarak Türk yayıncılar tarafından oldukça fazla miktarda kullanılıyordu. Son günlerde ise bu flyer reklamları için tıklama başına açık arttırmalı bir modeli devreye alınmıştı.

Bu yeni gelişmeden sonra MSN Adcenter’ın Türkiye’de popülaritesinin artacağını tahmin ediyorum. Belki Google Adwords’te olduğu gibi kısa bir süre içerisinde MSN’de Türkçe dil desteğini reklam hizmetleri için devreye alabilir.

22 Ekim 2007 Pazartesi

On 16:28 by Murat Kahraman in , , , ,    No comments
Şubat ayında Web 2.0 hakkında bu güzel videosu ile tanıdığımız Micheal Wesch, bu sefer bilginin gelişimi ile ilgili yine son derece başarılı yeni bir video hazırlamış:


21 Ekim 2007 Pazar

On 17:14 by Murat Kahraman in , , ,    1 comment
Geçen hafta organizasyon açısından oldukça zengin bir hafta oldu.

Salı günü, yaz için verilen aradan sonra tekrar başlayan Mobile Monday İstanbul toplantısında, bu aylık Mobile Tuesday oldu :), mobil içerik ve yeni yaklaşımlar konularında Refik Çağlayan ve İlker Yenice’nin başarılı sunumlarını izledim.

Cuma günü sabah Kanyon’da Özgür Alaz’ın organizasyonuyla gerçekleşen LikeMind İstanbul buluşmasına katılarak kahve içerek sohbet ettik.

Cumartesi ise Bahçeşehir Üniversitesi’nde BarCamp İstanbul organizasyonundaydım. Faydalı sunumların yanı sıra sektörden çok sayıda tanıdıkla bol bol sohbet etme fırsatı yakaladığım Barcamp İstanbul’un düzenli olarak devam edecek olması ise sevindirici.


10 Ekim 2007 Çarşamba

Son sıralar şablonlar, tasarımlar falan derken, özellikle web 2.0 temalı hazır tasarım aracı ve neredeyse her işinizi görebilecek eklentilerin ne kadar bol miktarda bulunabildiğini farkettim.

Bunlardan hepsini kullanmamış olsamda ilgimi çeken bir kısmını paylaşmak istedim.

Şablonlar:

templatr - İstediğiniz layout’a sahip şablonları kendiniz hazırlayabiliyorsunuz. Hazır şablonları düzenlemeye göre biraz uğraştırıcı ama özgün sonuçlar açısından etkili olabilir.

Butonlar:

My Cool Button - Güzel butonlar hazırlayıp kullanabilirsiniz.

Buttonator - Çok miktarda seçenek sunmasına rağmen kullanılabilir olanlar malesef ücretli.

Tabs Generator - Sekmeli bir yapı tercih ediyorsanız, bu siteye bir göz atın derim.

Logolar:
Logo tasarımı iletişim açısından oldukça önemli ve online hazır bir araç yerine profesyonel bir tasarımcıyla çalışmak gerekiyor ama ufak tefek işlerinizi görmek ya da bir parça eğlenmek için bu siteler faydalı olabilir.

Web2.0 Logo Creatr - En klasik, belki de en çok bilinen web 2.0 logosunun sizin isminizle nasıl durduğunu görmek isterseniz bir deneyin.

Logo Creator - Flickr, Google, Yahoo benzeri logolarında bulunduğu eğlenci bir araç

Web 2.0 Free Logo Generator - Diğer bir web 2.0 logo tasarım aracı


Web 2.0 Stylr - En kullanılabilir araçlardan biri bu sanırım.


Arka Planlar:

Stripe Generator 2.0 - Son günlerin popüler arka planlarından olan şeritli görseller oluşturabileceğiniz son derece başarılı bir araç.


Stripe Designer - Şeritli arka planlar için diğer bir araç


Background Image Maker - Şeritli, noktalı, degradeli farklı arka plan resimleri oluşturabileceğiniz bir servis.


Tartan Maker - Ekoseli kumaş desenli arka planlar oluşturmak için tasarlanmış ama pek benim tarzım olduğunu söyleyemeyeceğim.


Diğer Araçlar:


Web 2.0 Badges - Online olarak son derece basitçe şık görünümlü rozetler hazırlayabiliyorsunuz.

Reflection Maker - Web 2.0’ın vazgeçilmez yansıma efektini kendi görsellerinize uygulayabilmeniz için online bir araç.


Blogger Eklentileri:


Bloggers' Add-Ons - Oynaya oynaya sıkılamayacağınız bol bol blogger eklentisi bulabilirsiniz.


JotForm - İletişim formu, dosya yükleme formu ve daha birçok formu oluşturup, host edebileceğiniz benim favori servislerimden biri.


Bu araçlar, eklentiler ve hazır içerik yönetim sistemleri sayesinde yakında profesyonel tasarımcı ve yazılımcılara ihtiyaç duymadan son derece gelişmiş servisleri yayına almamız mümkün olabilecek gibi görünüyor.

4 Ekim 2007 Perşembe

On 21:32 by Murat Kahraman in ,    2 comments
Geçtiğimiz hafta hem burayı, hem de Sokak34'ü yenilemekle uğraştım. Yeni şablonların yanısıra URL'leri de sonunda kendi alan adlarına yönlendirdim.

Yeni adresler:
- www.muratkahraman.net
- www.sokak34.com


26 Eylül 2007 Çarşamba

On 10:22 by Murat Kahraman in ,    1 comment
Kolbrener, önemli marka terimlerini içeren başarılı ve eğlenceli bir "periyodik tablo" hazırlamış.

İncelemek için üzerine tıklayabilirsiniz:


marka elementleri


19 Eylül 2007 Çarşamba

On 14:21 by Murat Kahraman in , , ,    No comments

Geçtiğimiz iki gün boyunca TechCrunch ve Jason Calacanis’in ev sahipliği yaptığı ve 40 yeni web girişiminin ürünlerini sunarak 50.000 dolarlık para ödülü için yarıştıkları TechCrunch40 Konferansı gerçekleştirildi.

Ödül için yarışan 40 yeni ürünün yanı sıra 100 farklı firmanın tanıtım yaptığı demopit, Yahoo, AOL ve Google gibi büyük firmaların yeni ürünlerinin ilk duyurularını yapmak için TechCrunch40’ı tercih etmesi ve David Filo, Chad Hurley, Mark Zuckerberg ve Guy Kawasaki gibi isimleri de içeren konuşmacı konuklar konferansı son derece ilgi çekici hale getirirken, canlı blog yayınları sayesinde katılım şansı bulamayan izleyiciler dünyanın her yerinden oturumları takip edebildiler.

Bu yıl Yahoo öğretmenler için kaynak paylaşım hizmeti sunan Yahoo Teachers, AOL ise farklı sitelerde bulunan tüm multimedia içeriklerinizi birleştirerek paylaşabilme hizmeti sunan Bluestring servislerinin tanıtımını yaparken Google ise uzun süredir konuşulan ve Powerpoint’e rakip olacak online sunum hazırlama hizmetini Google Dökümanlar servisi içinde hizmete soktuğunu duyurdu.

Diğer bir gelişme ise Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in yatırımcıları tarafından sağlanan 10 milyon dolarlık bir fonu fbFund adı altında Facebook uygulamaları geliştirenler için ayırdıklarını açıklaması oldu. Bu fon uygulama geliştiricilere 25.000 – 250.000 dolar aralığında bağışlar şeklinde dağıtılacak. fbFund, Google’ın iGoogle için gadgets geliştiricilerine yatırım olarak finansman olanakları sunduğu Google Gadgets Ventures programının karşında finansmanın özellikle yatırım olarak değil de bağış olarak sunulması açısından güçlü bir rakip olacağa benziyor.

Yarışan girişimler arasında benim en beğendiklerim ise şunlar oldu:

- Kullanıcıların online bir araç vasıtasıyla kendi müziklerini yapmalarını ve kaydettikleri eserlerini paylaşmalarını sağlayan Musicshake

- Programlama veya veritabanı yönetimi bilgisine gerek duymadan web tabanlı uygulama geliştirme hizmeti veren app2you

- Reklam yayıncıları ve online reklam ağları arasında bir meta ad server işlevi görerek, yayıncılara tüm reklamlarını tek elden yönetme ve gelir maksimizasyonu hizmeti sağlayan Pubmatic

- Google Analytics tarafından ölçülemeyen gün başına yeni hesap sayısı, veritabanı boyutu gibi eposta trafiklerini de kapsayan sunucu istatististiklerini ölçme servisi Gotstatus

- Metinlerin yerini videonun aldığı bir wiki uygulaması olan ve diğer kullanıcıların da katkılarıyla videolar hazırlanabilen Kaltura

50.000 dolar ödülü ise bir kişisel finans yönetim servisi olan Mint kazandı.

Bu yıl TechCrunch40’ın benim için en önemli olayı ise yarışan girişimler arasında bulunan bir Türk firması bulunmasıydı.

Befunky, resimlerinizi karikatürize veya manipüle ederek, avatar, karikatür ve çizgi roman oluşturarak bunları blog, facebook, myspace gibi ortamlarda kullanmanıza izin veren bir servis ve Wiseshot firmasına ait.

Bu tarz büyük organizasyonlarda daha fazla yerli girişimin boy göstermesi hem diğer global düşünen girişimcilerimizin motivasyonu açısından hem de internet sektöründe ülkemizinde bir payı bulunabilmesi için son derece önemli.



5 Eylül 2007 Çarşamba

Nisan sonlarında haberdar olduğumuz, Microsoft’un Flash rakibi yeni ürünü Silverlight’ın tam destekli 1.0 sürümü artık resmi olarak kullanıcılara sunulmuş.

Zengin internet uygulamaları (RIAs) için yeni bir platform yaratan Silverlight, tüm tarayıcıların yanı sıra Windows, OS X ve Novell adlı şirketle yapılan işbirliği sayesinde Linux’la uyumlu şekilde çalışabiliyor.

Silverlight’la beraber Microsoft bu platformda çalışan birkaç uygulamayı da yayına almıştı. İnternet üzerinden interaktif canlı TV yayını yapılmasını sağlayan LiveStation, mashup, gadget ve başka uygulamaların Yahoo Pipes benzeri bir şekilde oluşturulduğu ve artı olarak site tasarımı ve sosyal paylaşıma olanak sağlayan PopFly, farklı bir arama ara yüzü ile arama sonuçlarını görüntüleme, saklama ve paylaşma olanağı veren bir arama sitesi olan Tafiti, bunlardan ilkleri.

Bu üç servis Silverlight’ın gücünü ve potansiyelini gösterirken, Microsoft ürünleri Web 2.0 platformlarında bundan böyle daha çok yer alacak gibi görünüyor.

23 Ağustos 2007 Perşembe

On 21:53 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Aşağıdaki manifestoya Andy Sernovitz’in Word of Mouth Marketing adlı kitabında rastladım. Bazı önemli konuları güzel özetlemiş.
  1. Mutlu müşteriler en iyi reklamınızdır. İnsanları mutlu edin.
  2. Pazarlama basittir. Müşterilerinizin saygı ve övgüsünü kazanın, pazarlamanızı onlar yapacaktır. Hem de bedavaya.
  3. Etik ve iyi hizmet önce gelir.
  4. Siz reklamlarınızda anlattıklarınız değil, müşteriye yaşattığınız deneyimsiniz.
  5. Hakkınızda kötü şeyler konuşulması da bir fırsattır. Dinleyin ve öğrenin.
  6. İnsanlar zaten konuşuyorlar. Tek seçeneğiniz sohbete katılmak.
  7. İlgi çekici olun yoksa görünmez olursunuz.
  8. Eğer hakkında konuşmaya değmezse, yapmaya da değmez.
  9. Şirketinizin hikayesini, iyi bir hikaye yapın.
  10. İnsanların hakkında konuşmak istedikleri bir şirkette çalışmak daha eğlencelidir.
  11. Ağızdan ağıza pazarlamanın gücünü daha iyi hizmet vermek için kullanın.
  12. Dürüst pazarlama daha çok para kazandırır.

21 Ağustos 2007 Salı

On 14:14 by Murat Kahraman in , , ,    3 comments
Ekonomik veya teknolojik olarak tartışılabilir ama logolar açısından sanırım biraz balon, en azından konuşma balonu :)

konuşma balonlu logolar

1 Ağustos 2007 Çarşamba

On 17:19 by Murat Kahraman in , ,    1 comment
Renk körlüğü yaşam kalitesini etkileyen bir rahatsızlık olmadığı için genelde pek dikkate alınmaz. Deuteranope (en yaygın bulunan kırmızı/yeşil çeşidi) bir renk körü olarak, ben konuyla uzun süredir ilgileniyorum.

Renk körlüğüyle ilgili pek bilinmeyen ama şaşırtıcı bazı istatistikler var: Kadınlarda renk körlüğü gözardı edilebilecek kadar az oranda bulunurken, erkeklerin ortalama %10’u renk körü. Renk körü olan %10’luk kesimin ise ortalama %90’ı bunu farketmeden yaşıyor ve bu sebeple bu kadar yaygın bir rahatsızlık olduğu da bilinmiyor.

Ülkemizin İnternet kullanıcılarının genel dağılımına bakarsak, erkek kullanıcıların oranı yaklaşık %70. Bunun da %10’unun renk körü olduğunu düşünürsek web sitelerimizin toplam ziyaretçilerinin yaklaşık %7’si renk körü diyebiliriz.

Ziyaretçilerimizin şu an için %4-5’i kadarını oluşturan Firefox kullanıcıları için yaptığımız cross platform çalışmalarını düşünürsek, renk körlerini komple göz ardı etmek bir hata olabilir.

Bir renk körü olarak tasarımda atlanan hangi noktaların sorun yaratabileceğini şöyle sıralayabilirim:

- Farklı renklerdeki arka planların üzerinde bulunan yazılar (yeşil/kırmızı, gri/pembe, vs) renk körleri tarafından okunamayabiliyor.

- Kontrast oluşturmaya ya da dikkati bir noktaya çekmeye çalışıyorsanız renk körü dostu renkler kullanın (turuncu, koyu mavi ve lacivert tonları, vs).

- Yazının içinde bazı metinleri ön plana çıkarmak için kullandığınız değişik renkler renk körleri tarafından görülmeyebiliyor.

- Kullanıcılarınıza birşey anlatırken “aşağıdaki kırmızı çizgi” veya “yeşil linke tıklayın” gibi cümleler kurmayın.

- Grafik ve tablolarda renkten farklı ayraçlar kullanmanız da renk körleri için oldukça faydalı olabilir.

Peki bir tasarımcı hazırladığı çalışmayı renk körleri için nasıl test edebilir. Vischeck adlı bir servis hem resimler hem de web sayfaları için renk körlüğü simülasyonu hazırlayan bir yazılım yapmışlar ve online olarak veya bilgisayarınıza indirerek ücretsiz kullanabiliyorsunuz.

Aynı servisin renk körleri için diğer insanların nasıl gördüklerine dair simülasyon hizmetleri de mevcut.

Renk körü olup olmadığınızı bilmiyor musunuz? Burada basit bir test bulabilirsiniz.
On 11:12 by Murat Kahraman in    No comments
Bu yaz başında The Uniclub, pazarlamadunyasi.com işbirliğiyle bir anket çalışması gerçekleştirilmişti. 26-35 yaş arası 1045 kişiye pazarlamada çalışmayı tercih ettikleri bölümler, pazarlama sektörünü takip ettikleri mecralar ve gençlik pazarlaması üzerine düşünceleri sorulmuş, sonuçları buradan görebilirsiniz.

Pazarlamayla ilgili gelişmelerin takip edildiği kaynakların %57’sini İnternet oluştururken, en güncel ve farklı bakış açılarını sunan kaynak olan blogların sadece %5 seviyesinde kalması dikkatimi çekti.


Gençlik Pazarlaması üzerine benim yorumumun da sonuçlarla birlikte sunulmuş olması çalışmaya daha da anlam katmış :) (artık onpunto değil ekolay.net’teyim)

26 Temmuz 2007 Perşembe

On 11:25 by Murat Kahraman in , , ,    2 comments
Gmail, bir e-posta iletisinin dünyayı nasıl dolaştığına dair bir video hazırlıyor.



Kendilerinin başlangıcını hazırladığı videoya, dünyanın her yerinden Gmail kullanıcılarının kendi çekimlerini eklemeleri konusunda bir çağrı yapmışlar. Sonunda tüm gönderilerin birleştirilmesinden oluşan video GMail’in anasayfasında yayınlanacakmış.

Siz de kendi videonuzu göndermek isterseniz, şartları oldukça basit:

- Videonuzun uzunluğu 10 saniyeyi geçmeyecek
- Gmail zarfı net bir şekilde görünür olacak ve ekrana sol taraftan girip, sağ taraftan çıkacak
- Ses konusu önemli değil, Gmail ekibi video tamamlandığında fon müziğini kendileri ekleyecekler

Gmail konuyla ilgili hazırladığı sayfaya videonuzda kullanmanız için çıktısını alabileceğiniz bir Gmail zarfı eklemeyide unutmamış.

Şu ana kadar gönderilen çekimlere göz attığımda çıkacak çalışmanın oldukça eğlenceli olacağından hiç şüphem yok. Anlaşılan Gmail ve Google bir süre daha kendisinden bahsettirmeye devam edecek.

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Bir e-işiniz var ve daha fazla gelir elde etmeyi amaçlıyorsunuz. Gelirinizi arttırmak için neler yapabilirsiniz?

Birçok girişimcinin bu soruya cevabının sitesinin trafiğini arttırmak olacağına eminim. Eğer daha çok ziyaretçi, kullanıcı, müşteriniz olursa daha çok satış yapar daha çok kazanabilirsiniz.

Bu durumu bir örnekle inceleyelim. Kazak sattığınız bir e-ticaret siteniz var.

Her ay ortalama 10.000 kişi sitenizi ziyaret ediyor ve bu ziyaretçilere 200 kazak satıyorsunuz. Kazak başına kazancınız 20 YTL.

Bu noktada mevcut durumunuzu daha iyi anlayabilmek için bazı hesaplar yapalım:

TZ (Tekil Ziyaretçi)= 10.000
Dönüşüm= 200
Dönüşüm Oranı= (200/10.000) x %100= %2

Kazanç/Dönüşüm=20 YTL
Kazanç/TZ= 0,4 YTL


Bu verileri yorumlarsak; sitenize gelen her ziyaretçi size ortalama 0,4 YTL kazandırıyor.

Bu örnekte sitenizin trafiğini arttırarak toplam kazancınızı arttırmayı deneyelim.

3.000 YTL harcadığımız bir kampanya ile sitenize yeni 10.000 ziyaretçi kazandırdığınızı varsayalım.

TZ/Maliyet= 3.000/10.000= 0,3 YTL (Bu değer Kazanç/TZ değerinin üzerine çıkarsa kampanya zararla sonuçlanacaktır)

10.000 yeni ziyaretci gelirimizde 0,4x10.000= 4.000 YTL’lik bir artış sağlıyor. Bu artışın maliyeti ise 3.000 YTL olduğu için reel artışı 1.000 YTL olarak hesaplayabiliriz.

Ay sonunda toplam değerlerimiz şu şekilde gerçekleşmiş olacak:


Şimdi de yeni bir kampanyaya çıkmadan, sitemizin dönüşüm oranlarını arttırmak için çalışmalar yaptığımızı varsayalım. Kampanya için ayırdığımız bütçe olan 3.000 YTL ile site optimizasyonu yaparak dönüşüm oranımızı 2 katına çıkartalım:


Aynı miktarda gelir etmemize rağmen Kazanç/TZ oranımızı 0,5 YTL arttırmış olduk.

Bu optimizasyon çalışmasının bize asıl getirisini ise takip eden ayda ilk örnekte bahsettiğimiz kampanyayı gerçekleştirerek görebiliriz.

Optimizasyon yapmaksızın kampanyamızı 2 ay devam ettirirsek:


Optimizasyon sonrası kampanya yaparsak:


Bu örnekten kolayca görülebileceği üzere birçok girişimin trafiğini ve ziyaretçi sayısını arttırabilmek uğruna yüklendiği maliyetlerin bir kısmını dönüşüm oranını arttırmaya yönelik optimizasyonlara harcaması uzun vadede kendilerine çok daha faydalı olacaktır.

Not: Varsayımlarımı konudan uzaklaşmamak uğruna mümkün olduğunca basit tutmaya çalıştım, kullanıcı sadakati, tıklama kalitesi gibi birçok etkeni ana fikri değiştirmeyeceği için hesaplamalara katmadım.

22 Temmuz 2007 Pazar

On 01:26 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Japon tasarım firması Information Architects, Tokyo metrosunun haritasından yola çıkarak internetin en başarılı 200 sitesini içeren bir web trend haritası hazırlamışlar.


Sitelerin birbirlerine yakınlıkları, paylaşımları, gelirleri, popülariteleri, konseptleri ve teknolojileri gibi birçok veriden yararlanarak hazırlanan harita üzerinde sitelerin lokasyonları da Tokyo’nun mahalleleriyle özdeşleştirilmiş.

Ben de hemen benzer bir çalışmayı Türkiye'den siteler ve İstanbul metrosunu baz alarak yaptım:

Mynet (4.Levent) - ekolay (Levent) - eksisozluk (Gayrettepe) - blogcu (Şişli) - sosyomat (Osmanbey) - eskidostuz.biz (Taksim) !--- Biraz torpil yapmış olabilirim :) ---

Sonuç: İnternet sektörü metro ulaşımımıza göre oldukça hızlı ilerlemiş.

19 Temmuz 2007 Perşembe

On 16:43 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Şu an için tüm handikaplarına karşın rakipsiz olan internet trafik sıralama servisi Alexa, Firefox’un hızlı yayılımına seyirci kalamadı ve Firefox kullanıcıları için Sparky adında bir eklentiyi hizmete soktu.


Firefox tercih eden kullanıcıları daha fazla olan sitelerin sıralamalarda yaşadıkları dezavantaj bu şekilde son bulabilir gibi görünüyor.

Denemek isterseniz buradan indirebilirsiniz (Linki Firefox ile açmak gerekiyor).

15 Temmuz 2007 Pazar

On 15:16 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Urbanseeder ve Wishood firmalarının gerilla pazarlama amaçlı hazırladıkları, Web 2.0 terim ve konseptlerinin süpermarket alışverişi için uyarlanmış hallerini gösteren eğlenceli bir video.





6 Temmuz 2007 Cuma

On 16:22 by Murat Kahraman in , ,    3 comments
Site trafik istatistikleri her site yöneticisi için vazgeçilmez bilgilerden ve bu istatistikleri saklamak ve analiz etmek için kullanılabilecek çok sayıda ücretli ve ücretsiz yazılım bulunuyor. Sizde bunlardan birden fazlasını aynı anda kullandıysanız her yazılımın trafik verileriniz için birbirlerinden farklı sonuçlar verdiğini farketmişsinizdir.

Ölçülen değerlerde farklılığa yol açan bazı ana sebepler şu şekilde sıralanabilir.

- Aynı isimlerin kullanıldığı bazı değerler, farklı yazılımlarda farklı ölçümleri gösteriyor olabilir. Örneğin Page Views (sayfa gösterimi) değeri genelde her yazılımda aynı şekilde ölçülerek aynı anlama gelirken, visits (ziyaret) ve visitors (ziyaretçi) sayıları farklılıklar gösterebilir. GA (Google Analytics)’da bir ziyaretçi tarayıcısını kapatmadan 30 dakika içinde sitenize ikinci kez gelse bile bu sadece bir ziyaret sayılırken başka bir yazılım bunu ikinci ziyaret olarak sayıyor olabilir.

- Site trafiğini izlemenin en çok kullanılan iki ana yöntem bulunuyor:

Birincisi çerez bazlı olarak çalışır ve tarayıcıların çerez ayarlarına oldukça bağımlıdır. Eğer ziyaretçi çerezlerini etkinleştirmemişse ziyareti yazılım tarafından sayılmayacaktır. Bu metod robot ve örümcek gibi yazılımların ziyaretlerini istatistiklere dahil etmez.

İkinci yöntemde ise IP ve user agent kullanılır ve log dosyalarını analiz ederek çalışır. Bu yöntemi kullanan yazılımlar dinamik olarak atanan IP’ler, robot ve örümcek ziyaretleri yüzünden çerez bazlı olanlara göre daha yüksek değerler ölçebilir.

- Çerez bazlı yazılımlarda 1.el (1st party) veya 3.el (3rd party) çerezleri kullanma duruma göre farklılıklar gösterebilir. 3. el çerezler ziyaret edilen sayfaya ait olmadıkları için tarayıcılar ve güzenlik yazılımları tarafından engellenebilme ihtimalleri yüksektir.

- Bazı tarayıcılar kullanıcılar tarafından sayfa dışında bir alan adından çağrılan resimlerin açılmasını engelleyecek şekilde ayarlanabiliyor (örn. Firefox reklam bloklama eklentileri). Bu bloklar özellikle çerez bazlı bazı analiz yazılımlarına veri gönderimini etkileyebilir.

- Yine farklı istatistik yazılımları kullanan kişiler filtre ve ayarlarını farklı şekillerde ayarlamış olabilirler. Bu filtrelerin ayarlarında veya çalışma şekillerindeki farklar ölçülen sonuçlarda ciddi farklılıklara yol açabilir.

- Trafik ölçüm programlarının farklı saat dilimlerinde çalışması ölçülen günlük ve saatlik değerlerde farklılıklara yol açabilir.

- Ziyaretçilerin tarayıcı ayarları da farklılıklara yol açan diğer önemli etkenlerden biri. GA gibi çerez bazlı bir yazılımın sağlıklı ölçüm yapabilmesi için tarayıcının JavaScript, resim ve çerez ayarlarının etkinleştirilmiş olması gerekir. GA’nın sayamadığı bu trafiği bazı diğer istatistik programları sayabilir.

- Bazı istatistik programları ziyaretçi siteyi her açtığında bunu bir ziyaret olarak sayarken, bazıları eğer site cahlenmiş ve cashten çağırılıyor ise bu ziyaretleri sayamıyor olabilir.

Görüldüğü gibi ölçülen değerler sayısal bazda çok tutarlı olmayabiliyor. Bir site yöneticisinin analitik sonuçlarla ilgilenirken sayısal değerlerden çok trendlere konsantre olması birçok yanılgıdan kurtulmanın için önemli bir yol. Genelde siteler farklı yazılımlarla izleniyor olsa da değerleri olmasa bile trendler için birbirine uyan sonuçlar almak mümkün.

Örneğin ziyaret sayınızın kaç olduğundan çok bu değeri geçen aya göre yüzde kaç arttırabildiğiniz, bu artış trendinin hızını koruyup koruyamadığınıza, korumak için neler yapabileceğinize odaklanmak çok daha mantıklı.

3 Temmuz 2007 Salı

On 23:51 by Murat Kahraman in ,    No comments
Takip ettiğim blogları gözden geçirirken The Messaging Times’ta bir yazı dikkatimi çekti. Bir ağızdan ağıza pazarlama dalgasının nerede ve nasıl başlayacağı üzerine bazı ipuçları verilmiş.

- Kullanıcıların (diğer sektörler için müşterilerin) pazarlama işlerini devralmasını istiyorsak öncelikle gerçek bir değer yaratmamız gerekiyor. Değerin sahtesini yapmak mümkün değil ve herkesin kendine göre bir değer ölçüm şekli var. Bu değer birilerinin hayatını kolaylaştıran bir ürün, güzel bir deneyim veya bize para kazandıran bir hizmet olabilir yeter ki kullanıcıların kendileri tarafından değer olarak kabul edilsin. Ne kadar akıllıca olursa olsun hiçbir pazarlama faaliyeti gerçek değerin yerini tutamıyor.

- Her ürünün ilk kullanıcıları o ürünün yaratılmasında görev alan ekiptir ve ilk ağızdan ağıza dalgası bu ekip tarafından başlatılır. Ekibin tamamının değerin yaratılmasında rol alması, yani çorbada az da olsa tuzunun bulunması hem sahiplenme hem de iletişim açısından önemli.

- Değeri yaratmak ne kadar önemliyse duyurmakta o kadar önemli. Ürüne değer katan ve katmaya devam eden her bileşenin, her çabanın önemi ve etkisi sürekli olarak tüm kullanıcılarla paylaşılmalı ki herkeste aynı paylaşma isteği oluşabilsin.

26 Haziran 2007 Salı

On 09:28 by Murat Kahraman in ,    3 comments
Google Analytics birçok girişimci ve web sitesi sahibi için çok değerli veriler sunmanın yanı sıra neredeyse diğer tüm ücretsiz istatistik servislerinin aksine son derece esnek ve kişiselleştirilebilir bir uygulama. Web sitenizi Google Analytics kullanarak daha verimli analiz edebilmek için para değil ama bir parça zaman harcamanız gerekiyor.

Harcanacak zaman konusunda ufakta olsa yardımım dokunabilir diye bazı basit ipuçlarını paylaşmak istedim:

1. Google Analytics (GA) kullanmayı planlıyorsanız benim tavsiyem kendi destek sayfalarında bulunan dökümanları okumanız ya da en azından bir göz atmanız. İleride yaşayabileceğiniz bir çok sorunun daha kurulum aşamasındayken önüne geçmenizi sağlayabilecek öneriler ve uyarılar bu dökümanlarda bulunuyor. Subdomain izleme, birden fazla domain izleme, filtreler gibi konulara daha işin başından çözüm getirmek ciddi miktarda zaman ve işgücü kazandırabilir.

2. GA izleme (tracking) kodlarını sitenizin tüm sayfalarına eklemeyi unutmayın. Bazı sayfalarda kodların bulunmaması, bu sayfaların trafiğinin izlenememesine ve dolasıyla verilerinizin eksik olmasına yol açacaktır. Kodların tüm sayfalarda çalışıp çalışmadığını kontrol eden SiteScan gibi bir hizmetten de sitenin büyüklüğüne göre 9-29 USD arası bir ücret karşılığı faydalanabilirsiniz.

3. Eğer sitenizde güvenli sayfalarınız (https) bulunuyorsa, bu sayfalarda GA’nın güvenli sayfalar için özel izleme kodlarını kullanmanız gerekiyor. Bu konuda bir karışıklık yaşamamanın en güvenli yolu GA hesabı açarken site adresinizi http yerine https://www.domainadı.com olarak girip tüm sayfalarınıza güvenli sayfa izleme kodu yerleştirmeniz. Bu şekilde sorunsuz ölçümler yapabilirsiniz.

4. Gerçek profilinizin yanı sıra çalışan bir site üzerinden bir test profili oluşturun ve yapacağınız tüm yenilikleri öncelikle bu test profili üzerinde deneyerek bir sorun çıkmadığından emin olun. Bu şekilde çalışmak gerçek ölçümlerinizde veri kaybı yaşamanıza engel olacaktır.

5. Hedef (goal) ve huniler (funnels) oluşturun. Satış işleminin onay sayfası veya üyelik işleminin bitiminden sonra yerleştireceğiniz bir teşekkür sayfası bu işlemlerin tamamlanması takip edebilmeniz açısından başarılı hedefler oluşturacaktır. Aynı şekilde bu hedeflere ulaşmak için geçilen sayfalardan oluşan huniler ise size kullanıcılarınızın ne kadarını hangi aşamalarda kaybettiğiniz konusunda çok değerli bilgiler sunacaktır.

6. Önemli kampanyalarınız için farklı profiller oluşturun. Böylece tek bir kampanyanın ölçümü için tüm GA araçlarını diğer ölçümlerinize dokunmadan istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz.

7. GA’nın en başarılı araçlarından biri ise e-ticaret izleme (e-commerce tracking) aracı. GA hesap ayarlarından, sitenizin bir e-ticaret sitesi olduğunu belirterek, özel e-ticaret izleme kodlarını yerleştirmeniz gerekiyor. Böylece ziyaretçilerinizin site üzerinden gerçekleştirdikleri alışverişleri izleyebiliyorsunuz. Özellikle kampanya ve referrer bilgileri ile bu özelliği entegre kullanarak yine önemli sonuçlar çıkartmak mümkün.

8. Adwords hesabınızla GA hesabınızın konuşuyor olmasına dikkat edin. Bu sayede Adwords kampanya raporlarınızı GA verilerinizle birleştirebilir ve özel kampanya parametrelerine ihtiyaç duymaksızın analizlerinizi çok daha kolay ve başarılı yapabilirsiniz.

9. Adwords haricinde gerçekleştirdiğiniz kampanyalarınızla ilgili detaylı GA raporları almak istiyorsunuz GA URL Builder kullanarak her kampanyaya özel parametreler oluşturmanız gerekiyor. Alacağınız sonuçların çektiğiniz zahmete değeceğine emin olabilirsiniz.

10. Ve en önemlisi GA kurulumu ve ölçümleri yaptıktan sonra elinizdeki verileri doğru olarak analiz etmelisiniz. Bu verilerden örnek olarak sitenizin önemli trafik kaynaklarını, sonuç veren anahtar kelimelerinizi, ziyaretçilerinizin sitenizin nerelerinden giriş ve çıkış yaptıklarını, hangi yolları izleyerek alışveriş yaptıklarını veya nerelerde vazgeçip alışveriş işlemini bıraktıklarını görebilmeli, gerekli düzeltme ve optimizasyon işlemlerini mümkün olduğunca hızlı şekilde gerçekleştirmelisiniz.

18 Haziran 2007 Pazartesi

On 16:30 by Murat Kahraman in , ,    1 comment
Daha önce burada bahsettiğim toplantıda Prof. Dr. Yılmaz Esmer tarafından gerçekleştirilen ve ekolay.net’in de sponsoru olduğu 2007 Türkiye Değerler Araştırmasının İnternet ve Bilişim Teknolojileri: Davranışlar, Tutumlar ve Değerler Bölümüyle ilgili sonuçları içeren rapor açıklandı.

Yapılan sunum ve basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz.

İnternet penetrasyonu bu araştırmaya göre benim tahmin ettiğimden biraz daha yüksek: Hanesinde internet kullanan en az 1 kişi olanların oranı %51 ve hayatında en az bir kere internete bağlanan kişi oranı ise %39.

Sevindirici olan bir sonuç: 15 yaşından büyük öğrencilerin yüzde 90’ı hayatlarında en az bir kere de olsa internet kullanmış.

Hoşgörüyle ilgili çıkan sonuçlar biraz ürkütücü: Çıkan sonuçlarda eşcinsel komşu istemeyenlerin oranı yüzde 93 iken komşunun nikahsız yaşayan bir çift olmamasını isteyenlerin oranı yüzde 74. İnternet kullanıcılarının biraz daha hoşgörülü olmasına rağmen bu hoşgörünün sebebi bu kişilerin internet kullanmaları mı yoksa hoşgörülü insanların internet kullanımına daha sıcak bakmaları mı bilinmiyor.

İnternet kullanıcıları kadın erkek eşitliği konusunda internet kullanmayanlara göre biraz daha iyi bir noktadayken güven konusunda geride kalıyor.

İnternet kullanıcılarının yarısından fazlasının kendisini sol görüşlü olarak nitelendirmesi ise özellikle haber sitelerinde yapılan yorumları okudukça biraz şaşırtıcı geliyor.

İnternete bağlananların genel profiline baktığımız zaman:

- %60’ı erkek (kadın kullanıcı oranının daha düşük olduğunu tahmin ediyordum)
- %81’i kentsel yerleşim birimlerinde oturuyor.
- %41’i üniversite mezunu (Genel Türkiye oranı %15’miş)

Sadece bu profile bakarak bile internet kullanıcılarının Türkiye genel profilini ne kadar yansıtabileceğini tahmin etmek zor değil ancak özellikle pazarlama alanında çalışanlar için internetin aslında görebildiklerinden çok daha değerli bir mecra olduğu ise bariz şekilde ortada.

13 Haziran 2007 Çarşamba

On 12:59 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Bir web sitesi için kullanıcı deneyimi açısından en önemli etkenlerden biri kesinlikle kullanılabilirliğinin yüksek olması. Bu konuda çok sayıda çalışmaya ve bu çalışmaların sonuçlarından oluşturulmuş rehberlere ulaşmak mümkün.

Bu konuda önde gelen uzmanlardan biri olan Jakop Nielsen’in ilginç bir yazısı elime geçti. İlk olarak 1994 yılında sadece 5 site ve 3 kullanıcıyla başlayan bir çalışmanın sonuçları, 1997’de yayınlanan bir karşılaştırma, 2000 yılında yayınlanan “Designing Web Usability: The Practice of Simplicity” adlı kitap ve 2006 yılında basılan “Prioritizing Web Usability” adlı kitaba kadar geçen süre içerisinde gelişen web teknolojileri ve kullanıcı alışkanlıkları bazında zamana karşı değerlendiriliyor.

İlk çalışmalarda elde edilen sonuçlardan kullanılabilirlik derecesini negatif etkileyen etkenlerden, 2006 yılında hangilerinin etkisini yitirdiği incelenmiş ve bunun nedenleri araştırılmış.

Çıkan sonuç şu şekilde:


  • Etkenlerin yarısından daha fazlası halen etkisini 14 yıl önce olduğu gibi sürdürüyor
  • Gelişen teknoloji asıl kullanılabilirlik sorunlarının yalnızca %10 kadarına çözüm getirebilmiş.
  • Kullanıcılar arayüzlere başarıyla uyum sağlayarak, eskiden kullanılabilirliği etkileyen birçok etkeni artık bir sorun olarak görmüyorlar.
  • Tasarımcılar, prensipte halen bir sorun olan bazı sayfa öğelerini başarıyla gizleyerek ve kullanıcılara daha basit formlarda sunarak, kullanıcı gözünde kullanılabilirlik üzerindeki etkilerini düşürebiliyorlar.

90’lı yıllarda kullanılabilirlik konusunda hazırlanan rehberler günümüzde hala %80 oranında geçerliliğini koruyor.

İnternetin neredeyse ilk tasarlanan sayfaları ve ilk kullanıcıları o günlerde hangi kullanılabilirlik sorunlarıyla uğraştılarsa, aynı sorunlar ve aynı kurallar günümüzde de geçerli ve muhtemelen gelecekte de geçerli olacak.

Sonuç olarak geçmişten ders alma kuralı belki de dünyanın en hızlı gelişen teknolojilerinden biri olan İnternet için de geçerli. İnternet ne kadar hızlı gelişirse gelişsin, kullanıcılar olan bizlerin beklentileri sanırım çok fazla değişmiyor.

Not: Jakop Nielsen’in yazısını bana ilettiği için Çağatay Kıyıcı’ya teşekkürler.
On 12:52 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Son iki gün içerisinde buradan birşeyler okuduysanız sol menünün altında yeni bir buton dikkatinizi çekmiş olabilir:

Blograzzi, Webrazzi’nin de sahibi olan Arda Kutsal tarafından modellenmiş, Inveon tarafından geliştirilmiş kendi anlatımlarıyla kaliteli ve ilgi alanına uygun içeriğe zaman kaybetmeden ulaşmak isteyen Türk internet kullanıcısı için faydalı bir araç olması adına geliştirilmiş bir servis.

Yakında daha fazla blogta bu butonu göreceğimizden eminim.

8 Haziran 2007 Cuma

On 16:07 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Türkiye’de sosyokültürel değerler ile İnternet ve bilişim teknolojilerinin kullanımı arasındaki ilişki hakkında pek az bulguya sahibiz. Konuyla ilgili olarak kapsamlı bir araştırma gerçekleştiren Prof. Dr. Yılmaz Esmer, elde ettiği sonuçları bir toplantı ile kamuoyu ile paylaşacak.

Bu toplantı TÜBİSAD ve ekolay.net’in katkılarıyla gerçekleştirildiği için elimde sınırlı sayıda davetiye bulunuyor ve konuyla gerçekten ilgilenen ve sunulacak bilgilerden faydalanabilecek arkadaşlarla bu davetiyeleri paylaşmak istiyorum.

Davetiye almak isteyenler bana murkahraman[at]gmail.com adresinden ulaşabilirler.

Toplantı yeri ve programı şu şekilde:

Feriye Lokantası Hamdi Saver Toplantı Salonu
14 Haziran 2007 Perşembe saat: 09:00-11.30

Program:

09:00-10:00 Kahvaltı
10:00-10:10 Tuğrul Tekbulut, TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı
10:10-10:20 Yalçın Sayın, ekolay.net Genel Müdürü
10:20-11:10 Prof.Dr. Yılmaz Esmer
11:10-11:30 Soru cevap bölümü



6 Haziran 2007 Çarşamba

On 13:38 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Şu sıralar çok yoğun olduğum için blogları biraz geriden takip edebiliyorum. Google Reader'da biriken yazılara göz atarken Seth Godin'in şu yazı dikkatimi çekti. Gerçekten dikkate almak gerektiğini düşünüyorum.

Yazının Türkçe meali yaklaşık şu şekilde:

" Müşterileriniz sadece fiyatlarınızla ilgileniyormuş gibi görünüyorlarsa, bunun nedeni onlara ilgilenmeleri için başka birşey sunmamanız olabilir. "


4 Haziran 2007 Pazartesi

On 23:42 by Murat Kahraman in , ,    2 comments
Tarayıcı olarak Internet Explorer’ı bırakıp kendisini kullanmaya başladığım günden beri daha da vazgeçilmez hale gelen Firefox, her gün yenileriyle tanıştığım birçok eklentisiyle hayatımı kolaylaştırıyor.

Firefox’un güvenlik, hız ve kullanım kolaylığı gibi üstünlükleri herkes tarafından bilinip kabul edilmesine karşın özellikle IE kullanıcılarının oldukça yabancı olduğu bu eklentilerden bazılarını paylaşmak istedim.
GreaseMonkey’nin en iyi Gmail özelliklerini tek bir eklentide toplanmış hali. Farklı skinler, arama kayıtları, klavye kısa yolları, etiket renklendirme gibi 25’ten fazla yeni Gmail özelliği sunuyor. Benim en beğendiğim özelliği ise Google Reader ve Calender’ı Gmail’e entegre olarak kullanabilmem.
Açtığınız sayfada, istediğiniz noktanın rengini ölçmek için kullanabileceğiniz bir eklenti. Seçtiğiniz noktanın renginin hexadecimal kodunu ve RGB değerlerini ölçebiliyorsunuz. Benim sevdiğim diğer bir özelliği ise sayfalara zoom yapabilmeniz.
Üzerine tıklamadan linklerin, resimlerin ve videoların ön izlenmesine olanak veren bir eklenti. Özellikle Google arama sonuçları ve resim araması için çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.
Sayfaya gömülmüş olan video (Youtube, Google video gibi vs gibi FLV’ler hariç), mp3, flash, quicktime gibi objelerin tamamının veya seçilenlerin indirilmesi için yazılmış bir eklenti.
Firefox yerimleri ve Google Bookmarks’ı senkronize kullanmanızı sağlıyor. Özellikle farklı makineler kullanmak durumunda kalanlar için son derece yararlı olabiliyor.
Yine farklı makineler kullanmak durumunda olan kişilerin Firefox yer imleri, geçmişi, çerezleri ve kaydedilmiş şifrelerini tüm makinelerinde senkronize şekilde kullanmalarını sağlıyor. Benim sevdiğim bir özelliği ise işte bıraktığınız oturuma evde kendi bilgisayarınızda kaldığınız yerden devam edebilmeniz.
Firefox sekmeleri içerisinde IE sayfası açmanızı sağlayan eski bir eklenti. Özellikle Firefox testlerini gerçekleştirmediği için düzgün görüntülenemeyen sayfaları gezerken faydalı oluyor.
Sayfalarda bulunan resimlere zoom yapabilme özelliği kazandırıyor. Resimleri büyütüp bakabilmek için kopyala yapıştır derdinden kurtaran bir eklenti.
Sayfada seçtiğiniz bir alanın en ve boyunu piksel olarak ölçmenizi sağlıyor. Benim gibi içerik konusunda çalışan kişilerin işlerini son derece kolaylaştıran bir eklenti.
Video sitelerinden FLV formatında videoları indirebilmenizi sağlıyor. Favori videolarınızın yayından kaldırılmasından sıkıldıysanız, indirip kendiniz saklayabilirsiniz.
Belirlenen bir zaman aralığında sayfayı otomatik olarak yeniden yüklemenizi sağlıyor. Bir gün faydalı bir işte kullanacağımdan eminim. :)
Bir sayfanın tamamının, görülen kısmının veya seçilen bir bölümünün resim olarak kopyalanması veya kaydedilmesi için yazılmış bir eklenti. Sayfaların screen shotlarıyla çalışan herkesi büyük bir dertten kurtarıyor.
Google Pagerank ve Alexa sıralama sonuçlarını izleyebileceğiniz faydalı bir eklenti. Firefox için Toolbar bulunmadığı için yaptığım araştırma sırasında, Alexa’nın kendi sitesindeki tavsiyeyle kullanmaya başlamıştım. Şimdi site verilerinin takibi için vazgeçilmez oldu.

25 Mayıs 2007 Cuma

On 11:40 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Web 2.0 konsepti hızla tüm interneti ele geçirirken, getirdiği bazı yeni uygulamalar ve içerik sistemleri, SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) stratejilerimizi gözden geçirmemize neden oldu.


Web 2.0’ın en önemli içerik yönetim sistemleri olarak blog ve wikileri sayabiliriz. Google başta olmak üzere tüm arama motorları gerek blogları gerekse wikileri çok sıkı takip ediyor ve önemsiyor. Blog ve wikiler dünyada forumların, ziyaretçi defterlerinin ve e-posta gruplarının yerini hızla alırken, yapıları gereği arama motorları açısından doğal olarak optimize edilmiş durumdalar; içeriklerinin büyük kısmı textlerden oluşuyor, birbirlerine bol miktarda bağlantı veriyorlar ve sıklıkla güncelleniyorlar.

Eğer sitenize ait bir bloğunuz yoksa ya da içeriğinizi wikilere kaydetmediyseniz, arama motoru sıralaması açısından rakiplerinizin gerisinde kalmanız yüksek bir ihtimal. Bir site blogu, kurumsal bir blog veya site içeriğinizin kullanıcılarınızın blogları arasında popüler olması ve sitenize buralardan bol link verilmesi arama motorlarında yukarılara çıkmanıza ve bir çok yeni kullanıcıya ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

Malesef Web 2.0’ın hayatımıza soktuğu zengin kullanıcı arayüzlerinin büyük çoğunluğu, sitenizi endeksleyecek olan arama motoru robotlarının işini pek de kolaylaştırmıyor. AJAX, Flash, podcastler ve videolar içeriğinizin endekslenmesi konusunda sorunlara yol açıyor.

Google dahil olmak üzere yeni nesil arama motorları, Flash dosyalarınızdan (swf) içeriğinizi ve linklerinizi algılayabilme kapasitesine sahip olsa da sıralama sonuçlarında HTML bazlı statik sitelerin gerisinde kalmanıza yol açmakta.

Kullanıcı arayüzü olarak kullanım kolaylığı, hız, ve kullanıcı deneyimi olarak büyük avantajlar sağlayan AJAX ise yoğun olarak JavaScriptlere dayandığı için arama motorları ile sorunlar yaşabiliyor. Robotlar klikleme yapamadığı için AJAX içine gömülü içeriği göremiyorlar. Buna karşı bir önlem olarak, mevcut içerik HTML kodunun içine yazılıp CSS vasıtasıyla kullanıcı için görülmez ama robotlar için ulaşılabilir hale getirilebilir.

Flash ve AJAX’ın aksine, diğer web 2.0 uygulamalarından olan XML ve RSS’ler ise arama motoru dostu olarak adlandırılabilirler. RSS kaynakları zaten bir çeşit XML dosyaları ve tümü text tabanlı, anlama dayalı (semantik) içeriklere sahip. Bu konuda yaşanan sorun ise geleneksel web arama sistemlerinde RSS kaynaklarının desteklenmemesi. Google Blog Search ve Technorati gibi servislerin bu alanda verdikleri hizmetin yanısıra yeni çıkan Google Universal Search hizmetinin sorunu büyük ölçüde çözmesi bekleniyor.

Web ve kullanıcı arayüzü uygulamalarının kullanım kolaylığı ve hızı yönünde hızla geliştiği, farklı uygulamaların her an karşımıza çıkabildiği günümüzde, SEO Stratejilerimizi daha sık güncellememiz, rakiplerimizin gerisinde kalmamamız ve arama motorlarınca refere edilen kullanıcılarımızı kaybetmememiz için büyük önem taşıyor.

19 Nisan 2007 Perşembe

On 17:52 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Bir web sitesinin asıl değerini sadık kullanıcı kitlesinin ve içeriğinin kalitesinin oluşturmasına rağmen özellikle sitelerin yatırımcılar ve reklamverenler açısından değerlendirilebilmesi için bazı standart trafik ölçüm değerlerinin bulunması gerekiyor.

Site yöneticilerinin kendi tercih ettikleri web istatistik araçlarıyla yaptıkları en yaygın trafik ölçümlerinin bazıları şu şekilde:

Hit Sayısı (Hits): Hit sayısı web sunucundan talep edilen tüm dosyaların sayısıdır. Bir sayfa açıldığı zaman sayfanın kendisi, css dosyası, sayfada bulunan tüm resim, flash vs dosyaları teker teker sayılarak hesaplanır. Trafik değeri olarak sayfanın yapısına ve dosya sayısına bağımlı sonuçlar verdiği için değerleme ve ölçümlemelerde anlam içeren bir veri olarak kabul edilmemesi gerekir.

Tekil Ziyaretçi (Unique Visitors): Siteye gelen her farklı ziyaretçiyi sayar. Genellikle tekil IP adreslerini veya çerezleri izler. Her ziyaretçi varsayılan süre boyunca siteye kaç kere gelirse gelsin sadece bir kere sayılır.

Sayfa Gösterimi (Page Views): Ziyaretçilerin açtığı sayfa sayısını sayar. Bir ziyaretçi kabul edilen bir süre boyunca onlarca, hatta yüzlerce sayfa gösterimi saydırabilir.

Kullanıcı Oturumları (User Sessions): Tekil IP adresine sahip bir ziyaretçinin varsayılan süre boyunca açtığı oturum sayısıdır. Site yöneticileri bir kullanıcı oturumunun ne kadar süreceğini kendileri belirlerler. Eğer aynı kullanıcı bu süre içerisinde tekrar oturum açarsa bu yeni bir oturum olarak sayılmaz. Oturum süresi dolduktan sonra aynı ziyaretçinin açtığı oturum, yeni bir oturum sayılır.

Geri Dönen Kullanıcı Yüzdesi (Return Visitor Percentage): Siteye daha önce en az bir kere gelmiş olan ziyaretçilerin, toplam tekil ziyaretçi sayısına oranıdır. Özellikle kullanıcı sadakatini ölçümleyebilmek için önemli bir değer olarak kabul ediliyor. Yoğun tanıtım çalışmaları yapıldığı dönemlerde bu yüzdenin düşmesi kabul edilebilir.

Ortalama Ziyaret Süreleri (Average Visit Time): Ziyaretçilerin sitede geçirdikleri ortalama süre olarak ölçülür. Her sayfanın ziyaret süreleri incelenerek, özellikle içerik düzenlemelerinin doğru şekilde yapılabilmesine yardımcı olur.

Ölçümleme terimleri her zaman doğru olarak kullanılmadıkları ve genelde farklı web istatistik sistemleri farklı ölçümler yaptığı için bu değerlerle siteleri karşılaştırmak hatalı sonuçlar verebilir.

Bu ölçümleri karşılaştırmadan ziyade, karar alma süreçlerinde ve kararların etkilerinin ölçümlenmesi için trend analizlerinde kullanmak daha akıllıca bir yol olabilir.

Global bir karşılaştırma sistemi olarak, Alexa, bazı önemli açıklarına rağmen sıralama ve trafik ölçümü konusunda en önemli kaynaklardan biri olarak kabul görüyor.

Bu açıkların bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Alexa trafik verilerini, tarayıcılarında Alexa araç çubuğu kullanan kişilerden gelen donelere göre ölçüyor. Bu da Alexa değerlerinin, sitenin kullanıcı kitlesinin araç çubuğu tercihine göre önemli değişiklikler göstermesine yol açabiliyor. Araç çubuklarından çok hoşlanmayan bir kullanıcı kitlesi, düşük Alexa sıralamalarına yol açıyor.

2. Alexa’nın trafik sıralaması, Reach (bir milyon alexa kullanıcından kaçının siteyi ziyaret edenlerin sayısı) ve Pageview (bir ziyaretçinin sitede açtığı farklı sayfaların sayısı) değerlerinden hesaplanıyor. Pageview değeri ölçülürken ise tek bir ziyaretçinin, aynı gün içerisinde açtığı farklı sayfa sayısı kullanılıyor. Bir ziyaretçi aynı sayfayı birden fazla açarsa bu pageview değerlerine dahil edilmiyor. Bu yöntem ise sayfaların gün içerisinde sık güncellendiği veya yoğun AJAX uygulamaları kullanan siteler için önemli bir dezavantaja yol açıyor.

Alexa sıralamaları çok güvenilir olmasada alternatif bir karşılaştırma sisteminin bulunmaması popülerliğini korumasını sağlıyor.

16 Nisan 2007 Pazartesi

On 12:04 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Ülkemizde internet sektörünün en dikkat çeken firmalarından biri olan Nokta A.Ş., Blogcu.com’u satın almadan hemen önce yeni fotoğraf paylaşım sitesi Negatif.com’u yayına soktu.


Fotokritik sayesinde fotoğrafçılık ve fotoğraf paylaşımı konularında büyük tecrübeye sahip olan ekip, negatif.com sayesinde daha geniş kitlelere hizmet sunabilecek.

Şu anda yayında olan versiyonu kendileri “ısınma versiyonu” olarak adlandırıyorlar ve kullanıcıların eğilim ve arzularına göre sitenin gidişatının belli olacağını belirtiyorlar.


Negatif.com’un tasarımını son derece şık buldum. Sinemalar.com’un başarısı, bu çizginin korunmasını sağlamış gibi görünüyor.


Başlangıç versiyonu olarak kullanımı kolay ve insanın kendisini rahat hissettiği bir site olmuş.

Benim eğilim ve arzularıma gelirsek, Nokta ekibinin bunları zaten planladığına emin olmakla birlikte, şu şekilde sıralayabilirim:


- Siteye upload ettiğim fotoğrafları organize edebilmem için bir araç.

- Organize ettiğim fotoğraflardan veya sitede beğendiğim diğer fotoğraf ve etiketlerden albümler yaratmak ve bu albümlere özel URL’ler oluşturarak fotoğraf paylaşımı yapabilmek.

- Sınırlı paylaşım alanları yaratarak sadece izin verdiğim kullanıcıların görüntülemesini isteyeceğim fotolarımı da upload edebilmek.


- Flickr’ın “bagde”leri şeklinde bir uygulama ile kendi veya favorileri fotoğraflarımdan oluşturduğum albümleri blog ve diğer sitelerimde yayınlayabilmek.


- Diğer kullanıcıların albümlerini ve son ekledikleri fotoları takip edebilmek için RSS desteği.

15 Nisan 2007 Pazar

On 14:41 by Murat Kahraman in , ,    1 comment
Cuma günü yapılan açıklamaya göre Google, DoubleClick firmasını 3.1 milyar dolara satın aldı. Bu fiyat çok konuşulan YouTube satınalımının yaklaşık 2 katı ve nakit olarak gerçekleştirilmiş.

DoubleClick 1996 yılında kurulmuş ve internet reklamcılığı konusunda önemli firmalardan biri. 2005 yılında Hellman & Friedman ve JMI ortaklığı tarafından 1.1 milyar dolara satın alınan firmanın yıllık geliri New York Times
gazetesinin raporuna göre 300 milyon dolar.

Google’ın bu satın almayla birlikte, DoubleClick’le daha önce pazarlık masasına oturan Microsoft’a önemli bir çalım atması, kendisinin de önemli müşterilerinden biri olan AOL’nin en büyük reklam iş ortaklarından birini satın alarak Amerika’nın en büyük internet servis sağlayıcısı olan AOL ile ilişkilerini sağlamlaştırması, DoubleClick’in elinde bulunan pazar payına sahip olarak dünya internet reklamcılığı sektöründe çok büyük bir avantaj yakalaması daha çok konuşulacak konular olacak.

Benim asıl ilgimi çeken konu bu gelişmenin ülkemizdeki internet reklamcılığı üzerinde yaratacağı etki.

Türkiye’de internet reklam pazarının 12-13 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.Amerika’da toplam reklam bütçelerinin yaklaşık yüzde 10-15’i internete ayrılırken Türkiye’de bu oran yüzde 3 civarlarında kalıyor.

Google’ın devasa bütçelerle yaptığı satın almaların büyük sansasyonlar yarattığını daha önce gördük. Youtube’un satın alınmasıyla birlikte çok sayıda video servisi projesi konuşulmaya başlandı ve bunların bir kısmı hayata geçirildi.

Belki bu satın alma da özellikle reklamverenlerin konuya dikkatini çekerek internet reklam pazarımızın gelişmesine yardımcı olabilir diye umuyorum.

11 Nisan 2007 Çarşamba

On 14:35 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Hepimiz D. Garvin’in “Ölçemiyorsan, yönetemezsin” sözünü defalarca duymuşuzdur. Peki gerçekten iyi bir ölçümleme yapmak için neler gerekiyor?

Ölçümlemeye başlamadan önce amaçların belirlenmesi önemli. İkinci adım olarak, belirlediğimiz amacı doğrudan izlememizi sağlayan veya etkileyen değişkenlerle ilgili verileri toplamalı ve saklamalıyız.

Aşağıda bir web girişimi için önemli kabul edilebilecek bir kısım amaçlar ve bu amaçlara yönelik ölçümlenebilecek veriler sıralanmıştır:

Üçüncü ve bence en önemli adım ise tüm bu verilerin analizidir.

Analiz aşamasını oluşturan adımlar ise şu şekildedir:

1. Verilerdeki değişimlerin izlenmesi

2. Bu değişimlerin olası sebeplerinin tahmin edilmesi

3. Müdahale edilmesi gereken durumlarda, hedefler doğrultusunda ilerlenebilmesi için gerekli eylemlerin planlanması ve uygulanması

4. Değişim trendlerine ve tahminlere göre geleceğe yönelik önlemlerin alınması

Ölçümleme ve analiz, önemli olduğu kadar uzmanlık gerektiren konulardır ve bir girişimin başarıya ulaşabilmesi için kesinlikle göz ardı edilmemeleri gerekmektedir.


28 Mart 2007 Çarşamba

Pazarlama iletişimini sadece iki parametresinden yola çıkarak aşağıdaki matrisi oluşturabiliriz:
Burada ele aldığımız iki değişkenden ilki simetri yani mesajın içeriği ve ulaştığı kitlenin birbirine uyumu.

Örneğin sadece üniversite öğrencilerine yönelik bir mesaj veya ürünle ilgili iletişim çalışmasının hedef aldığı kitle tüm prime time televizyon izleyicileri olursa bunu asimetrik iletişim olarak kabul ediyoruz. Eğer bu çalışma sadece üniversite gençliğini hedef alınarak yapılırsa (örn. kampüslerde, gençlik programlarında veya bu kitlenin yoğun kullandığı web sitelerinde) simetrik iletişim diyoruz.

Diğer değişkenimiz ise iletişimin geri dönüş olanağı. Televizyon, basılı yayın gibi geri dönüşün olanaksız veya çok zor olduğu kanallara tek yönlü iletişim, yüzyüze veya internet üzerinden gerçekleştirilen örneklerde olduğu gibi geri dönüşün mümkün ve kolay olduğu, karşılıklı etkileşimin kolayca kurulduğu ve gelen geri dönüşe göre pozisyon almayı mümkün kılan kanallara ise etkileşimli iletişim olarak adlandırıyoruz.

Bu iki değişkeni göz önüne aldığımızda ise karşımıza değerlendirebileceğimiz dört farklı iletişim türü çıkıyor:

Tek Yönlü Asimetrik İletişim: Özellikle geleneksel pazarlamacılar tarafından çok kullanılmış, artık ölçümleme yeteneklerinin gelişmesiyle etkisinin tartışma konusu olmasına rağmen birçok kurumun vazgeçemediği bir iletişim türüdür. Tüketici olarak hergün sürekli olarak maruz kaldığımız binlerce pazarlama mesajının ne kadarını dikkate aldığımızı düşünmek bile bence etkisi hakkında hepimizi fikir sahibi yapabilir. Örnek olarak televizyona, gazetelere verilen geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen ama reklamın ulaştığı izleyici veya okuyucu kitlesinin profilini hesaba almayan çalışmaları verebiliriz

Tek Yönlü Simetrik İletişim: Hedef kitleyi seçme başarısını gösteren ancak etkileşimin gücünü kullanamayan iletişim türüdür. Belli okuyucu veya izleyici kitlesine sahip medyayı kullanan, belli alanlarda yapılan outdoor çalışmalarını (üniversite kampüslerinde öğrencilere, karayollarında sürücülere, bayan kuaförlerinde kadınlara yönelik ürünlerle ilgili mesajlar) örnek olarak verebiliriz. Mesajın hedefi daraltıldığı için kaynak kullanımının çok daha verimli hale geldiği bu iletişim türü Tek Yönlü Asimetrik İletişime göre avantaj sağlarken, etkileşimin faydalarından yararlanamamaktadır.

Etkileşimli Asimetrik İletişim: Etkileşimin gücünün kullanılabilmesine rağmen hedef kitle üzerine odaklama yapılmayan iletişim türüdür. Özellikle internet üzerinde büyük portaller ve haber siteleri üzerinden yapılan çalışmaları örnek verebiliriz. Etkileşim sayesinde etkisinin kolayca ölçülebilmesi ve geri dönüşlerden faydalanmanın mümkün olması önemli avantajlarıdır.

Etkileşimli Simetrik İletişim: Hem hedef kitle odaklanması sayesinde kaynak kullanımının optimum olduğu hem de etkileşim sayesinde geri dönüş, ölçümleme ve güçlü etki avantajlarına sahip pazarlama iletişimi modelidir. Gelişen Web 2.0 oluşumları ve Uzun Kuyruk (Longtail) anlayışı sayesinde her gün birbirinden farklı ve başarılı uygulama alanları ortaya çıkmaktadır.