DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

28 Aralık 2006 Perşembe

On 23:40 by Murat Kahraman in    1 comment
Nokta A.Ş., 20 Aralık tarihinde Türkçe arama motoru Bilgi.com’u yayına soktu. Arama motorları günümüzde internet kullanımının vazgeçilmez araçları olarak hayatımızda gittikçe daha önemli bir yer tutuyor.

Türkçe arama motoru denince benim aklıma neler geliyor? Aramalar için düzenli olarak kullandığım Google’ı göz önüne aldığım zaman, kendi dili olan İngilizce için son derece kullanışlı birçok araç bulunurken, doğal olarak Türkçe arama yaptığımız zaman bazı sorunlarla karşılaşıyorduk. Bunların başında Türkçe’de çok kullanılan bazı ekler var. İngilizce aramalarda çoğul eki olan “s” arama sonuçlarını etkilemezken, Türkçe’de “ler, lar” ekleri için ayrı arama yapmak gerekebiliyor. Aynı zamanda “da, de, dan, den” gibi çok kullanılan birçok ek bence arama sonuçlarında etkili olmamalı. Örnek olarak “arama” kelimesiyle yaptığım aramaların sonuçlarında “aramalar, aramada, aramadan” gibi kelimenin ek gelmiş halleri de listelenmeli. Aynı şekilde mastar hali girilmiş fiillerin, çekilmiş hallerinin de sonuçların arasında gösterilmesi ilginç ve faydalı olabilir.

Nokta A.Ş., resim, video ve blog arama gibi gelişmiş özelliklerin kısa vadeli planları dahilinde bulunduğunu zaten web sitelerinde açıklamıştı.

Site yayına ilk başladığı gün site sahibi bazı arkadaşlarım kendi sitelerinin indekslenmediğini ve Bilgi.com’da site eklemeyle ilgili bir bölüme ulaşamadıklarını belirtmişlerdi. Bu bölümü sanırım kısa bir süre sonra sitede görebileceğiz.

Bunların haricinde sıkı bir arama motoru kullanıcısı olarak, benim de bazı beklentilerim olacak. Örneğin bir gelişmiş arama sayfası çok kullanışlı olacaktır. “Ve”, “veya”, “aynen” seçeneklerinin yanı sıra Türkçe için kelimenin aynısını ara (ekleri dahil etme), bazı kelimelerin bulunduğu arama sonuçlarını listelememe (- fonksiyonu), sadece bazı alan adı uzantılı sonuçları listele, sadece belli bir sitede arama yapma gibi kullanmaya alıştığımız bazı özellikleri de Bilgi.com’da görmek isterim.

Bunların yanı sıra bir yardım sayfası bence mutlaka bulunması gerekenlerden bir diğeri. Bu sayfada arama özellikleri hakkında kullanıcılara bilgiler verilebilir. Ben “ve”, “ile” gibi çok kullanılan kelimelerin ve tek haneli rakamların arama sonuçlarında gösterilip gösterilmediğini merak ettim.

Ayrıca site sahipleri için Bilgi arama motoru optimizasyonu konusunda temel bilgiler verecek bir kılavuz hazırlanması, sayfa sıralaması bilgilerinin (google pagerank benzeri) paylaşılması Bilgi.com’un daha hızlı penetrasyonu için faydalı olabilir.

Google’ın hızlı bir şekilde şeytan rolünü Microsoft’un elinden aldığı bir dönemde bizden biri olarak kabul edeceğimiz, bizim ihtiyaçlarımızı göz önüne alarak geliştirilmiş ve derdimizi anlatabileceğimiz bir arama motorunun, Türk kullanıcısının ilgisini hızlı bir şekilde kazanacağına gönülden inanıyorum ve bu sektörün içinden biri olarak hepimizin bu projeyi desteklemesi gerektiğini düşünüyorum.

24 Aralık 2006 Pazar

On 13:25 by Murat Kahraman in , ,    4 comments
Çıplak Sohbetler, Robert Scoble ve Shel Israel tarafından yazılmış, bloglar dünyasının şirket ve kurumlar yönünü inceleyen bir kitap. Microsoft, IBM, GM gibi devlerden tek kişilik küçük girişimlere kadar blogların Halkla İlişkiler ve Pazarlama alanlarında kullanımını çeşitli örneklerle anlatıyor.

Bloglar, tek taraflı iletişimin artık iyi sonuçlar vermediği ve gerçek amaca hizmet edemediği günümüzde özellikle etkileşimli müşteri ilişkileri kurmada son derece pratik ve ucuz bir çözüm olarak karşımıza çıkmakta. Bu uygulamaların başarılı ve başarısız örneklerini, tüm dünyadan farklı kurumların blog politikalarının sonuçlarını ve bloglarla ilgili yazarların bazı tavsiyelerini bu kitapta bulabilirsiniz.

Kitabı okudukça, benim bildiğim kadarıyla Türkiye’de hiçbir büyük şirketin müşterileriyle blog yoluyla iletişim kurmadığını fark ettim. Bırakın şirket yöneticileri tarafından desteklenen şirket veya çalışan bloglarını, gerçek anlamda etkileşim kurabileceğimiz web siteleri bile kullanılmamakta.

Bunların yerine bu şirketlerle veya ürünleri ile ilgili görüşlerimizi, özellikle de negatif olanları başka mecralarda (eksisozluk, sikayetvar gibi) birbirimizle paylaşıyoruz ve çoğu zaman bu görüşlerimiz şirket yetkililerine ulaşamıyor.

Örnekler vermek gerekirse özellikle kriz yönetimlerinde kurumun, kurumun üst düzey bir yöneticisinin veya konuyla ilgili çalışanların yayınlayacağı samimi ve gerçekleri anlatan bir blog, bu blogta yayınlanacak olumsuzlar dahil tüm yorumlar ve bu yorumlara kurumun yanıtları bu krizlere müşterilerin bakış açısını yönetmekte büyük başarılar sağlayabilir.

Koçbank, YKB birleşmesi sırasında yaşanan sorunların, bankanın üst düzey yönetiminin gazetelere tam sayfa ilan olarak verdiği samimi bir açıklama yoluyla müşterilerinden anlayış istemesiyle atlatılmaya çalışılmıştı (bence başarılı da oldu), oysa bir blog sağladığı çift taraflı iletişim sayesinde çok daha düşük maliyetli ve çok daha etkin bir çözüm sunabilirdi.

Aynı şekilde Fransız ürünlerinin boykot edilmesi tartışmaları yaşanırken, Danone gibi, Renault gibi büyük Fransız firmalarının konuya yaklaşımlarını sahip oldukları bloglardan takip etmek ilginç olabilirdi.

Bir blog’un bence en büyük avantajı, geri dönüşler ve yorumlar sayesinde yaratılan etkiyi ve verilen mesajın algılanma şeklini hızlı şekilde görebilme ve buna göre hareket edebilme şansı vermesidir. Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi gazete ve TV’lere yayınlanan basın açıklamalarında ise geri dönüş ya çok geç olmakta ya da hiç olmamaktadır.

Böyle avantajlı bir iletişim kanalının en kısa sürede bizim kurumlarımız tarafından da keşfedilebileceğini umuyorum ancak mevcut baskıcı ve dışa kapalı şirket kültürlerimiz, blogların en önemli özelliği olan samimi bir dille gerçeklerden bahsetmeleri ilkelerini ne kadar destekleyebilir bu konuda şüphelerim var.

Kurumsal iletişim bölümü çalışanlarının, ajanslarıyla birlikte hazırladığı basın açıklamalarını yayınladığı ve yorumların sansür seviyesinde modere edildiği bloglar, mevcut durumda çok da büyük bir fark yaratmayacaktır.

21 Aralık 2006 Perşembe

On 23:34 by Murat Kahraman in , , , , ,    No comments

RSS feed’lerime bakarken del.icio.us hotlist’te bir post dikkatimi çekti. Eklenen bookmark, Web design from Scratch adlı bir sitede Web 2.0 Tasarım Rehberi (Web 2.0 design style guide) başlıklı bir yazıya aitti.

Artık her şeyin web 2.0’a göre değerlendirilmesinin bana çok samimi gelmemesiyle birlikte genel tasarım trendleri olarak bakıldığında ilgi çekici bir yazı olduğu kesin.

Basitlik, navigasyon kolaylığı, içeriğin ön plana çıkarılması gibi maddelerin önemi bence tartışılmaz ve büyük ihtimalle daha uzun süre aranılacak nitelikler olacaktır ancak gözlerimiz degrade arka planlar, 3 boyut ve kristal efektli buton ve ikonlar, logolardaki yansımalar, standart ve sıradan etiket bulutlarından farklı tasarımlar aramaya başladı.

Biz eskidostuz.biz’in tasarımında basitliğe özen gösterdik ve bahsedilen web 2.0 ilkelerini açıkçası çok da göz önüne almadık. Bizim için ön planda olan kesinlikle kullanım kolaylığıydı. Sitenin işlevi nedeniyle navigasyon oldukça karışık bir yapıya sahipti ve bütün tasarımlarımızı kullanıcılarımızı en basit şekilde doğru alanlara yönlendirebilmeyi düşünerek yaptık.

Şu ana kadar aldığımız geri dönüşler son derece olumlu. Navigasyon ve yönlendirme konusunda oldukça deneyim kazandığımızı söyleyebilirim ve bu sayede yeni projelerimizde ve eskidostuz.biz üzerinde yaptığımız geliştirme çalışmalarında daha başarılı uygulamaları hizmete sunacağız.

Sonuç olarak zevkler ve renkler tartışılmaz. Özellikle kristal efektlerini ve degrade arka planları çok beğeniyor olmama rağmen bu kadar çok kullanılmasının biraz farklılık ihtiyacını ortaya çıkardığını düşünüyorum.

19 Aralık 2006 Salı

On 16:19 by Murat Kahraman in , , , ,    3 comments
Google 2005 yılında web analizi araçları konusunda çalışan bir yazılım firması olan Urchin’i satın alarak Kasım ayında “Google Analytics” hizmetini sunmaya başlamıştı. Ancak aşırı yoğun ilgiden dolayı yeni açılan hesaplar askıya alınmış ve kullanım hakkı çekilişe dayalı bir yöntemle dağıtılmaya başlanmıştı.

Bu yoğun ilgiye neden olan Google’ın sunduğu yaklaşık 80 farklı rapor sayesinde kullanıcılarınızın sitenizi nasıl kullandıkları hakkında detaylı bilgi edinebilmenizi sağlamasıydı. Bu hizmet sayesinde bir kullanıcının sitenize ne zaman, nasıl ve nereden geldiği, aramalarda kullandığı anahtar kelimeler, sitede ne kadar kaldıkları, kaldıkları süre boyunca nereleri görüntüledikleri konusunda bilgi almak mümkündü.

Google Analytics bu tarz bir web istatistiği hizmeti sunan ilk yazılım olmamakla birlikte bu yoğun ilginin önemli sebeplerinden biri diğer çoğu Google servisinde olduğu gibi ücretsiz olmasıydı.

Sonunda Google, Analytics servisini tekrar herkesin kullanımına açtı. Kullanım için sadece bir hesap açmanız veya mevcut Google hesabınıza girerek sitenizi kaydetmeniz ve otomatik olarak üretilen kodları sitenize yerleştirmeniz yeterli.

Kullanımı son derece kolay olmakla birlikte özellikle yorumları doğru yapabilmeniz için oldukça başarılı bir yardım menüsü kullanımınıza sunulmuş.

Bir diğer önemli nokta ise Google Adwords kullananlar için bu iki servisin beraber çalışabilmesi. Google Analytics tüm anahtar kelimeleriniz için fiyat (cost) analizlerini yaparak yatırımınızın geri dönüşünü (ROI) optimize etmeniz gerekli araçları içeriyor.

Eğer içeriğiniz firewall gerisinde, intranet’te veya bir iç ağda bulunduğu için Google Analytics hizmetinden faydalanamıyorsanız Urchin 5 yazılımını indirerek sunucunuzda kullanmanızda mümkün.

Şu anda Türkçe dil desteği bulunmayan bu servisin bir kullanıcısı olarak, tüm site sahiplerine özellikle kullanıcılarının site içerisindeki hareketleriyle ilgili bilgi sahibi olarak site navigasyonlarını analiz etmek isteyenlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir Google hizmeti olduğunu söyleyebilirim.

16 Aralık 2006 Cumartesi

On 19:11 by Murat Kahraman in , , , ,    No comments



Bugün Genç Girişimciler Kulübü tarafından düzenlenen ve webrazzi sitesinden hepimizin tanıdığı ve yazılarını dikkatle takip ettiğimiz Arda Kutsal’ın konuşmacı olarak bulunduğu Web 2.0 ve Türkiye Fırsatları seminerine katıldım.

Genel olarak oldukça sıcak bir ortamda geçen seminerin herkes için oldukça faydalı geçtiğine inanıyorum.

Önce web 2.0’ın tanımı ile başlayan seminer, Türkiye’de başarılı olmuş web 2.0 girişimleri ve bunların değerleri üzerine hoş bir sohbetle devam etti.

Bu bölümde seminerde dinleyici olarak bulunan Nokta A.Ş. yetkililerinden, İzlesene sitesinin kendileri tarafından satın alındığını öğrendik. Bu gelişmenin her iki tarafa ve özellikle de İzlesene kullanıcılarına hayırlı olmasını dilerim.

Daha sonra benim kişisel olarak en çok ilgimi çeken kısım olan risk yatırımcılarının web girişimlerine bakış açısından ve yatırımcıların beklentilerinden bahsedildi.

Türkiye’de mevcut fırsatlarla ilgi tartışma sonrasında seminer sona erdi.

Son derece bilgilendirici olmanın yanı sıra hızlı ve eğlenceli geçen seminer, Arda Kutsal’ın 2.0 alışkanlığından olsa gerek dinleyicilerle oldukça etkileşimli bir şekilde sürdü.

Benim en beğendim yer ise örnek olarak eskidostuz.biz’den bahsedilen bölüm oldu :)

Bu seminer için Genç Girişimciler Kulübü ve Arda Kutsal’a çok teşekkürler.

13 Aralık 2006 Çarşamba

On 17:32 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Eskidostuz.biz olarak kullanıcılarımızın sitemizle ilgili deneyimlerini paylaşmak için yeni bir uygulama başlatıyoruz. Zaten yayın hayatına başladığımız günden beri geri bildirim konusunda son derece paylaşımcı davranan kullanıcılarımızı artık sadece online değil gerçek hayatlarında sitemiz ile ilgili yaşadıkları deneyimleri bizlerle paylaşmaya çağırıyoruz.

Eskidostuz.biz hikayeleri adı altıyla başlattığımız bu uygulamada kullanıcılarımızdan sitemiz sayesinde kavuştukları eski dostlarını, beraber yaşadıklarını resimleri ile beraber bize e-posta yoluyla göndermelerini istedik. Şu an hikayeleri biriktiriyoruz ve Ocak ayından itibaren yayınlamaya başlayacağız.

Eskidostuz.biz hikayeleri bölümümüzü sadece siz gönderin, biz yayınlayalım anlayışı ile değil çok daha katılımcı ve eğlenceli bir uygulama olarak yayınlamayı planlıyoruz.

Bu uygulamanın, projemizin kullanıcılarımız tarafından daha çok sahiplenilmesinin yanı sıra sitenin içeriğini zenginleştirerek site üzerinde daha çok vakit geçirilmesini sağlamasını umuyoruz.
On 12:02 by Murat Kahraman in , , ,    1 comment
İyi iş fikirleri genelde insanların kendilerinin veya çevrelerinin o anda ki ihtiyaçlarının karşılanması yönünde akla gelen çözümlerden ortaya çıkmaktadır. Buradan yola çıkarak, iyi iş fikirleri ve başarılı girişimlerin ihtiyaçları karşılamaya yönelik olduklarını söyleyebiliriz.

İnsanların yeni ihtiyaçları hiç bitmeyeceğine göre ve yeni girişimlerin sonunun hiç gelmeyeceği kesindir. Ancak bunlardan bir kısmı büyük başarılar sağlayıp yatırımcılarını geleceğe taşırken, diğerleri ya yıllarca olduğu yerde sayacak ya da hayatını tüketip yok olacaktır.

Peki, bir girişimin başarılı olmasının kesin bir yolu var mıdır? Bir iş fikrinin iyi olup olmadığını anlamanın basit bir yolu var mıdır?

Bu konuda girişimcilikle ilgili bulabileceğiniz on binlerce kitap, makale, internet sitesi veya eğitimler hep aynı şeylerden bahsetmektedir.

Pazarı, ürünü, rakipleri içeren iyi bir ön araştırma, bu araştırmanın sonuçlarına dayanan iyi bir fizibilite çalışması, tüm bunlara daha geniş bir perspektifle bakılarak hazırlanmış eksiksiz bir iş planı, planı uygulamak için gerekli kaynak ve en önemlisi başarıya olan inancın bulunması bir işin başarıya ulaşması için mutlaka bulunması gereken etkenlerdir.

Bunlara ek olarak şans faktörünü de göz ardı etmemek gerekir, iyi şans işinizin hızlı şekilde ilerlemesine yardımcı olurken, şanssızlıklar önceden alınacak önlemlerle bertaraf edilebilir.

Tüm bunlar iş fikrinizi başarıya ulaştırmak için yeterli olmasa bile sizi başarılı olması mümkün olmayan bir fikre yatırım yapmaktan kurtarabilir.

Üzerinde çalışmaya değecek bir iş fikri nasıl olmalıdır? İyi bir iş fikri yenilikçi olmalıdır. Yeni olmak zorunda değildir ama yenilikçi olmak zorundadır.

Kuracağımız iş daha önce denenmiş olabilir. Eğer önceki deneme veya denemeler başarısız olmuşsa girişimci kendine şu soruyu sormalıdır: “Benim işimin daha önce başarısız olan girişimlerden farkı ne olacak ki bu sefer başarı yakalansın?”. Eğer aynı işi yapan başarılı olmuş başka girişimler bulunuyorsa soru şu şekilde olmalıdır: “Benim yarattığım fark ne olacak ki müşteriler hali hazırda başarılı olmuş bir iş varken beni tercih etsin?”. Eğer bu sorulara tatmin edici cevaplar verilebiliyorsa o iş fikri için zaman, emek ve para harcamaya değer.

Kuracağınız iş daha önce denenmemiş ise sormanız gereken sorular daha farklı olacaktır. Elinizde örnek olmadığı için bazı öngörüleri yapmak zor olacaktır, fikrin, hizmetin, ürünün lansman aşaması daha zorlu olacaktır, pazarlamada konumlandırma ve promosyon aşamaları sizi biraz daha zorlayabilir ancak tüm bu zorlukların karşısında en azından bir süre karşınızda rakibin bulunmayacak olması, pazarın kaymağının yenmesi aşamasını kaçırmamanız ve o işi ilk yapmanın tüm avantajlarına sahip olmanız sizi başarıya yakınlaştıracaktır.

Başarılı bir girişim, iyi bir bir iş fikri, iyi bir planlama ve çok çalışmaya bağlıdır. Başarılı olanlar ne ilk, ne de en büyük olanlardır, başarılı olanlar hep en iyi olanlardır.

Not: Türkiye’de girişimcilikle ilgili son derece ayrıntılı ve faydalı bir çok biligiyi KOSGEB Girişimciliği Geliştirme Merkezi’nin web sitesinde bulabilirsiniz. Özellikle yayınlar kısmının, yeni girişimcilere çok faydalı olacağına inanıyorum.

8 Aralık 2006 Cuma

On 18:02 by Murat Kahraman in ,    No comments
Altın Örümcek Web Ödülleri, bence Türkiye’de internet içeriğinin gelişmesi açısından son derece önemli bir misyon üstlenmiş, konusunda halen tek olan ve internet kullanıcılarının dikkatle takip ettiği bir yarışmadır.

Bu sene eskidostuz.biz’i ilk yayınlamaya başladığımızda aramızda Altın Örümcek’e de katılırız artık şeklinde sohbet ettiğimizi hatırlıyorum. Eylül ayında yarışma başvuruları kabul edilmeye başladığı zaman önce açıp kategorileri ve değerlendirme kriterlerini inceledik ve kriterleri teker teker gözden geçirdiğimiz zaman bu yarışmada kesinlikle yer almamız gerektiğine karar verdik. Bizi de kapsadığını düşündüğümüz bazı kategorilerden başvuruları gerçekleştirdik.

Bugün Altın Örümcek, ilk iki elemeyi geçip halk oylamasına kadar ulaşabilen siteleri açıkladı ve Servisler kategorisinde ilk 12 finalistin arasında olduğumuzu gördük.

Bu bizi iki açıdan çok mutlu etti. Birincisi çok genç bir proje olarak, uzmanlardan oluşan yarışma jürisi tarafından beğenilmiş olmak bizi sevindirdi. İkinci olarak ise rakiplerimizin genellikle Türkiye’nin en köklü ve en başarılı siteleri olması bizimde bu artık bu ligde ilerleyeceğimizin bir göstergesi oldu bizim için.

Şimdi bu son değerlendirmenin sonuçlarını bekliyoruz. Umarım burada sizlerle ödülü nasıl aldığımızı paylaşma şansımızda olur.
On 17:26 by Murat Kahraman in ,    No comments
Günümüzde ülkemizde özellikle geniş bant internet kullanımının hızla yaygınlaşması ve ucuzlaşması, web yatırımlarını çok daha çekici hale getirdi.

Özellikle bir önceki yazımda bahsettiğim Amerika kaynaklı başarı hikayeleri ve bu hikayelerde bahsedilen milyar dolarları aşan kazanç miktarları iştahları daha da kabarttı.

İnternetin ülkemizdeki ilk yıllarından beri, tüm dünya da olduğu gibi Türkiye’ de de birçok web girişimi gerçekleşti ve bunlardan, günümüzde hepimizin adlarını bildiği ve çoğumuzun müşterileri olduğu birçok şirket gözle görülür başarılar elde ettiler. Aynı zamanda, çok büyük yatırıma ve desteğe sahip olan bazı girişimler ise maalesef ciddi hüsranlar yaşadı.

Bu yazıda başarılı ya da başarısız olan girişimlerin özelliklerinden ziyade yeni bir projeye ya da proje fikrine sahip kişileri nelerin beklediğinden bahsetmek istiyorum.


Garajlarda amatör gençler tarafından kurulan ve çok kısa süre de piyasa değerleri milyarlarca dolara ulaşan onlarca örnek duyduk ve bunlara gıpta ettik. Ancak bu girişimlerin hangi koşullarda başarıyı yakaladıklarını ve bu büyük kazançları nasıl elde ettikleri konusunda yeterli bilgiye sahip miyiz?

Birincisi internet yatırımları gerçekten sermayesiz veya çok küçük sermayelerle kurulamıyor. Kuracağınız işin kapsamı ve büyüklüğüne göre yazılım, altyapı gibi kuruluş sermayesinin yanı sıra işgücü, organizasyon, gerekliyse tedarik ve en önemlisi pazarlama için ihtiyaç duyulan işletme sermayesinin eksikliği, girişiminizin daha baştan başarısız olmasına yol açabilir.

Bir internet girişiminde iş fikrinden sonra gelen en önemli konu bence kullanılacak web sitesinin sağlam, kullanımı kolay, güvenilir bir yazılımı ve tasarımı olması ve yayın için gerekli altyapının (sunucular, bağlantılar) sunulan hizmeti kaldırabilecek güçte ve hızda olmasıdır. Bunların hepsi teknik konular olduğu için maliyeti genelde yüksek olmaktadır.

Bu yüksek maliyet birçok internet girişiminin teknik kökenli girişimciler tarafından gerçekleştirilmesine neden olmaktadır. Teknik kökenli kişiler yazılım ve altyapı ihtiyaçlarını özkaynaklarından karşılama şansına sahip oldukları için gider seviyesini çok düşük tutabilmektedirler.

Aslında bu durum çok sayıda girişimin başarısızlıkla sonuçlanmasının da ana sebebini oluşturmaktadır. Girişimciliğin önemli unsurlarından olan organizasyon ve yönetim becerilerinin yanı sıra, başarının en önemli etkenlerinden biri olan iyi bir pazarlama anlayışı da bir çok bilişim uzmanında bulunmamakta ya da bu kişiler bu konuda dış kaynak kullanımından kaçınmaktadırlar. Zaten bu yeteneklere sahip olanları bir şekilde başarılı olarak ön plana çıkmaktadırlar.

Diğer taraftan Amerika’da garajlarda kurulan başarılı girişimler çok ciddi inkübasyon desteklerini büyük rahatlıkla bulabilmektedirler. Tedarik ettikleri melek yatırımlar ve daha sonra risk sermayelerinin miktarı onlarca milyon doları aşmaktadır.

Ülkemizde bu şekilde bir yatırım anlayışı gelişmediği için birçok parlak fikir hiç hayata geçirilemeden rafa kaldırılmaktadır.

Türkiye de inkübasyon sistemleri konusunun ayrıntılarına daha sonraki yazılarımda değineceğim.

Yine duyduğumuz başarı hikayelerinde şirketlerin değerlerinin kısa sürede milyarlarca dolara ulaştığını görüyoruz. Peki kendi girişimlerimiz için bu söz konusu olabilir mi?

Bu sorunun cevabı için öncelikle bu örnek girişimlerin bu gelirleri nerelerden sağladığını bilmemiz gerekir. Bu şirketlerin büyük çoğunluğu yatırımcılarına asıl geliri halka arz aşamalarında kazandırmış hatta büyük kısmı faaliyet geliri elde etme konusunda başarılı bile olamamıştır. Bu konuda e-bay kar edebilen sayılı web yatırımlarından biri olması ile ünlüdür.

Yine sermaye piyasaları ve halka arz süreçlerinin farklılıklarından dolayı ülkemizde her türlü web yatırımı faaliyet geliri haricinde bir kazanç elde edememektedir. Hisse satışları ise genelde piyasaya hakim birkaç büyük firmaya girişimin tamamının devri şeklinde gerçekleşmektedir.

Tüm bu şartlar altında küçük çaplı bir web yatırımının başarı sağlayabilmesi ya kısa bir başa baş noktasına ulaşma süresi ya da girişimi ayakta tutabilecek faaliyet geliri elde edene kadar yeterli olacak sağlam bir sermaye yapısı gerekmektedir.

Genel olarak internete yatırım yapmayı planlayan girişimcinin ülkemizde göz önünde bulundurması gereken bazı önemli noktalardan bahsettim. Kulağa biraz karamsar gibi gelsede bu problemlerin çözümleriyle ilgili deneyim ve görüşlerimi paylaşmaya devam edeceğim.

7 Aralık 2006 Perşembe

On 21:00 by Murat Kahraman in ,    No comments
On 14:36 by Murat Kahraman in ,    No comments
1990’lı yıllarda internetin ortaya çıkışı ve hızla yaygınlaşmasıyla, bu yeni teknolojinin tartışmasız lideri olan Amerika’da binlerce insan bu yeni ortamda para kazanılabileceğini düşündü ve farklı girişimleri hayata geçirdiler.

Bunlardan yahoo, amazon, ebay gibi bazıları o kadar başarılı oldu ki, dünyanın en büyük şirketleri arasında yerlerini aldılar. Bu hızlı yakalanan başarılar bir internet girişimi çılgınlığını tetikledi.

Oluşan ekonomiye yeni ekonomi, sanal ekonomi gibi isimler verildi ve artık hiçbir iş sürecinin eskisi gibi olamayacağı konusunda makaleler yazılmaya başladı.

Bu yeni ekonomi 2001-2002 yıllarında Amerika’da internet şirketlerinin beklenen kar oranlarına erişememeleri, maliyetlerinin hızla artması sonucu büyük zararlar yaşamaları ve hepsinin bir sonucu borsa değerlerinin hızla düşüşü sonucu ilk krizini yaşadı ve bu krizden az sayıda iyi organize olmuş şirket ayakta çıkabildi.

Yeni ekonomiyle ilgili yazıların yerini internetin bir balon, gelip geçici bir moda olduğuyla ilgili, yazılar ve görüşler aldı.

Bu kriz internetin gelişmesini durduramadığı gibi daha az sayıda ama daha kaliteli girişimlerin ortaya çıkmasına yol açarak şirket değerlerinin daha da artmasını sağladı.

İnternet girişimleri tarihinde yüz binlerce başarısız yatırımın yanında az sayıda ancak öylesine parlak başarı hikayeleri ortaya çıktı ki hiç bir kriz, hiçbir başarısızlık web’in ışık hızında gelişmesini engelleyemedi.

Günümüzde bilişim sektörü, özellikle e-iş süreçleri sayesinde petrol, silah, enerji gibi dünyayı yöneten endüstrileri geçmekte ve geleceğin lideri olma yolunda ilerlemektedir.

Genel olarak baktığımızda son derece olumlu bir tablo oluşturmasına rağmen bu internet girişimi tarihi dikkatinizi çektiyse Amerika’da geçmektedir.

Ülkemizdeki gelişimle ilgili bilgi ve görüşlerimi bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.
On 12:00 by Murat Kahraman in ,    No comments
İnternet, web 2.0, e-iş, e-ticaret, e-pazarlama, internet projeleri, yeni ekonomi, sanal pazarlar...
Bu kelimeleri son zamanlarda çok sık duyuyoruz, küçük yatırımlarla kazanılan tonlarca paradan bahsediyor insanlar.
Bütün bunlar yıllardır dinlemekten sıkıldığımız şehir efsanelerinden biri mi? Yoksa sadece Amerikan ekonomisi için mi geçerli bu hayaller?
Birçok kişinin rüyalarını süsleyen bu projeler, "bu fikir daha önce benim de aklıma gelmişti" sesleri arasında artık ülkemizde de bir bir hayata geçiyor.
Ben de geleceğin internette olduğuna gönülden inanan bir küçük girişimci olarak üzerinde uzun süredir çalıştığım bazı projeleri teker teker hayata geçirmeye başladım.
Burada sizlerle yaşadığım tecrübelerimi paylaşacağım.
Siz de internete yatırım yapmayı planlıyorsanız ve küçük bir web projesinin evrimi sizin de ilginizi çekiyorsa lütfen takip edin.
On 11:43 by Murat Kahraman in ,    No comments
eskidostuz.biz adından da anlaşılabileceği gibi kullanıcılarını eski dostlarıyla buluşturmak için hazırlanmış bir sitedir. Kullanımı herkese açık ve tamamen ücretsizdir.

Siteye üye olduktan sonra, üye veritabanından Ad, Soyadı, İlkokul, Ortaokul, Lise, Üniversite, Yüksek Lisans, Doktora, Kurs / Dershane, Askerlik, İşyeri, Meslek, Lakap, Hobi kriterlerinden arama yapılarak aranılan eski arkadaşlara ulaşılabilmekte, profillerinden bugünkü durumları hakkında bilgi edinilmekte ve istenirse site üzerinden mesaj gönderilebilmektedir.



Site üzerinden bulunan eski dostlar, üyelerin arkadaş listelerine kaydedilebilmekte, daha sonra kendilerine kolayca ulaşabilmekte, sınırsız mesaj gönderme, online olduklarında görebilme ve online mesajlaşma hizmetlerinden faydalanabilmektedir.

Ayrıca sitede ortak geçmiş veya ilgi alanlarına sahip kişiler için gruplar oluşturma ve blog gibi hizmetlerde sunulmaktadır.